GİRİŞ
Dünya tarihi asırlardan beri birçok yıkım, katliam, toplu sürgün ve soykırım görmüştür. O günkü şartlar ve iletişim kaynaklarının azlığından dolayı olayların yaşandığı döneme şahit olan insanlar bunların çok azını duyabilmişlerdir. Sonraki dönemlerde ortaya çıkan kaynak, belge ve ispatlayıcı materyaller konunun sonradan duyulup anlaşılmasına katkı sunmuştur. O çağın önde devletleri de bu durumlarla ilgili tedbir ve yaptırımlar yolu ile soykırımcı devlet ve topluluklara karşı tavır sergileme yoluna gitmişlerdir. Bu kapsamda da özellikle 1. ve 2. Dünya Savaşları sonrasında uluslararası örgüt ve kuruluşlarda kurmuşlardır. Her ne kadar taraflı ve yanlı kararlar verseler de bir makam olarak bu kurumlar mevcudiyetini devam ettirmişlerdir. Bu kurum ve kuruluşların Gazze duruşları evrensel değerleri ve uluslararası kuruluşları boşa çıkarmıştır.
Herhalde bu uluslararası kuruluşlar ve evrensel değerlerin Gazze karşısındaki durumlarını en iyi Latince paradoks kelimesi karşılıyor olsa gerek. Wikipedi’ye göre Paradoks, görünüşte doğru olan bir ifade veya ifadeler topluluğunun bir çelişki oluşturması veya sezgiye karşı bir sonuç oluşturmasıdır. TDK’ya göre ise önerme, yargı, kavram ve terimlerin birbirini tutmama durumudur. Türk Dil Kurumunun vermiş olduğu tanım da çok iyi yerine oturmaktadır. Yani uluslararası kuruluş ve evrensel değerler, kuruluş ve var oluş gayesine ters düşmek gibi bir durumla yüzleşmektedir.
Tarih boyunca insan hakları, eşitlik, adalet gibi konularda birçok kişi ve devlet küçük girişimlerle bu konularda öncülük etmişlerdir. Ama evrensel anlamda son yetmiş yıllık çaba ve gayretlerle belli ölçülerde standartlarda oluşturulmaya başlanmıştır.
Bu kapsamda çok sayıda temel hakları koruyucu, kollayıcı ve denetleyici kurul ve örgütler oluşturulmuştur. Her ne kadar alınan kararların zaman zaman tartışılıyor olmasına rağmen bu kurulların işlevsel olduklarını söylemek mümkündür.
Bosna Katliamında çok gecikilse de sonuçta bu kurulların sorumluları bir şekilde mahkemeye çıkarmış olması önemli görülecek durumdur.