Bir vakit toprağa düşen edalı bir cemre sevdan
Sevmeyi bilenin anladığı naif gizli lisan
Bir türkü, duyulur hep uzak diyarlardan
Bağrında toprağın, can yetişir adından
Bağlamanın tellerine dertli vuran bir ozan.
Nağme nağme konuşur da yoktur halini duyan.
Hicran demi gelmiş çatmış, yok ki yarayı saran
Bir ateş var bir duman, bir de gönlü yanan.
Harman yerinde bir sen, bir de ardından bakan
Gözün pek uzaklarda, haberin yok ondan
Sessizce sevmenin manasına tutulan
Biri var, haberin yok sessizce yanışından.
Hasat vakti çok olur adını duyup soran
Bir kulak ver, anlarsın adını anışından
Dertli dertli bir köşede bir ateş yakışından
Anlarsın bir kez görsen sevdalı bakışından.
Yollar bahane değil gönüller sevince
Sen hep gül, seni seven gülümser sen gülünce.
Bilemezsin, belki bir tebessüm ötesinde
Görmeye meyli olanın, aşık gözünün önünde.