Göğsümü sıkıştıran kocaman taşlarla
Her sabah aynı acıyla uyanırım güne ben.
Göz kapaklarımda dinmeyen yaşlarla
Geçmişin gölgesinden kaçamam bir an ben.
Zaman akıp giderken saatimin kıskacında
Ruhum fırtınalarda, zihnim ise darmadağın.
Kendi yalnızlığımlayım bir dağ yamacımda
Yıllar var tutsağıyım çıktığım bu dağın.
Kalabalık sokaklar çınlar ama boş gelir,
kimi siyah, kimi beyaz, gözler bana boş gelir.
İçimdeki çığlıklar dışarıya sessizdir,
Sanki günden güne ölüm bir hoş gelir.
Ne yana dönsem duvar, ne tarafa baksam sis,
Bir adım atsam, ötesi gider zifiri güne
Girişi var bu yolun, çıkışı belirsiz bir his,
Çöker yine her akşam hazan şu gönlüme.
Yine de beklerim ben, rüzgâr dağıtsın diye
Sis dağılsın çiçekler açsın yine içimde
Belki bir gün bir umut düşer bana hediye,
Beklerim, sözüm var gelecek güzel günlere