Antalya İleri Gazetesi Yazarı da olan Koçakoğlu, Taşbaşı Yavuz Sultan Selim Camii ve Külliyesi’nin tarihini ve önemini detaylı bir şekilde kaleme alarak, bu kararın medeniyet değerlerine sahip çıkma anlamında taşıdığı önemi vurguladı.
“Biz İmha Değil, İhya Medeniyetiyiz”
Doç. Dr. Bedia Koçakoğlu, yazısında şu ifadelere yer verdi: “Taşbaşı Yavuz Sultan Selim Camii ve Külliyesi, 1500’lü yıllarda Osmanlı’nın fethi sırasında Cuma Camisi olarak yaptırılmış, fetihten sonra medreseye dönüştürülmüş ve zamanla üç medrese, Doğu Karadeniz’in ilk kütüphanesi ve bir kıraathane ile bir kampüs niteliğine bürünmüştü. Ancak savaş yıllarında eğitim-öğretime ara verilen külliye, zamanla bakımsız hale geldi ve 1932 yılında yıkılarak Taşbaşı Parkı adıyla kullanılmaya başlandı. Maalesef bu alan, ruhuna uygun olmayan eğlencelerle anılır hale geldi. Şimdi Vakıflar Genel Müdürlüğü, arşiv belgeleri ve fotoğraflardan hareketle bu alanı yeniden tescilledi ve eski haline kavuşturmak için mücadele ediyor.”
Koçakoğlu, bu kararın sadece Giresun için değil, tüm Türkiye için bir mirasın ayağa kaldırılması anlamına geldiğini belirtti. “Efendiler, biz imha değil ihya medeniyetiyiz. Biz atadan kalma bir taş parçası bulsak üzerine bir medeniyet inşa ederiz. Marifet, var olanı yok etmek değil, yıkıntıdan kalanı var etmektir. Belgelerle varlığı kanıtlanmışken bu unutturma çabası neden? Bu yok sayma gayreti neden?” diyerek, kararın önemine dikkat çekti.
Yazar, yazısında ayrıca Giresun’da bu sürece destek veren kurum ve kişilere teşekkürlerini sundu. Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün yanı sıra Giresun Memur-Sen, Giresun Sivil İrade Platformu ve seslerini gür çıkarmaktan çekinmeyen tüm kişi ve kuruluşlara minnetlerini iletti. “Koruduğunuz yalnız sizin değil, ta Antalya’dan benim de mirasımdır,” diyen Koçakoğlu, bu kararın tüm coğrafyanın ortak değerlerine sahip çıkma anlamına geldiğini vurguladı.
Haber Merkezi
“Biz İmha Değil, İhya Medeniyetiyiz”
Doç. Dr. Bedia Koçakoğlu, yazısında şu ifadelere yer verdi: “Taşbaşı Yavuz Sultan Selim Camii ve Külliyesi, 1500’lü yıllarda Osmanlı’nın fethi sırasında Cuma Camisi olarak yaptırılmış, fetihten sonra medreseye dönüştürülmüş ve zamanla üç medrese, Doğu Karadeniz’in ilk kütüphanesi ve bir kıraathane ile bir kampüs niteliğine bürünmüştü. Ancak savaş yıllarında eğitim-öğretime ara verilen külliye, zamanla bakımsız hale geldi ve 1932 yılında yıkılarak Taşbaşı Parkı adıyla kullanılmaya başlandı. Maalesef bu alan, ruhuna uygun olmayan eğlencelerle anılır hale geldi. Şimdi Vakıflar Genel Müdürlüğü, arşiv belgeleri ve fotoğraflardan hareketle bu alanı yeniden tescilledi ve eski haline kavuşturmak için mücadele ediyor.”
Koçakoğlu, bu kararın sadece Giresun için değil, tüm Türkiye için bir mirasın ayağa kaldırılması anlamına geldiğini belirtti. “Efendiler, biz imha değil ihya medeniyetiyiz. Biz atadan kalma bir taş parçası bulsak üzerine bir medeniyet inşa ederiz. Marifet, var olanı yok etmek değil, yıkıntıdan kalanı var etmektir. Belgelerle varlığı kanıtlanmışken bu unutturma çabası neden? Bu yok sayma gayreti neden?” diyerek, kararın önemine dikkat çekti.
Yazar, yazısında ayrıca Giresun’da bu sürece destek veren kurum ve kişilere teşekkürlerini sundu. Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün yanı sıra Giresun Memur-Sen, Giresun Sivil İrade Platformu ve seslerini gür çıkarmaktan çekinmeyen tüm kişi ve kuruluşlara minnetlerini iletti. “Koruduğunuz yalnız sizin değil, ta Antalya’dan benim de mirasımdır,” diyen Koçakoğlu, bu kararın tüm coğrafyanın ortak değerlerine sahip çıkma anlamına geldiğini vurguladı.
Haber Merkezi
