Tarihçi ve Yazar Mehmet Fatsa’nın konuk olduğu programda, şehrin kaybolan tarihi hafızası ve somut kültür varlıklarının önemi çarpıcı detaylarla aktarıldı.
Giresun’un tarihi ve kültürel mirasını gelecek nesillere aktarmayı misyon edinen "İleri Tarih" programı, fındık sezonu öncesindeki son yayınıyla izleyicileriyle buluştu.
Moderatörlüğünü Giresun İleri Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Faruk Yılancı’nın gerçekleştirdiği programda, geçmişten günümüze intikal eden ender somut nişanelerden biri olan Seydi Vakkas
Türbesi ile Giresun genelindeki tarihi şahsiyetlerin izleri incelendi.
"TARİHİ YAPILAR, BİR ŞEHRİN HİKAYESİDİR”
Programda ilk olarak tarihi yapıların önemine dikkat çeken Tarihçi Mehmet Fatsa, batı toplumlarının anıt ve heykellerle hafızalarını taze tuttuğunu, bizim kültürümüzde ise türbelerin ve anıt mezarların tarih bilinci aşılamada en önemli kilometre taşları olduğunu vurguladı. Bir dönem "hurafe" veya "kutsama" iddialarıyla hor bakılan birçok türbenin kurban edildiğini belirten Fatsa; Derviş Murat, Hacı Abdullah Hakkı, Mehmet Talip Efendi ve Seyit Mehmet Paşa gibi Giresun tarihi için büyük önem taşıyan şahsiyetlerin türbe ve mezarlarının günümüze ulaşamadığını, bu durumun şehir hafızasında ciddi bir eksikliğe yol açtığını ifade etti.

SEYDİ VAKKAS KİMDİR?
Halk arasında "Seyit Vakkas" olarak bilinen ismin imla olarak hatalı olduğunu, doğrusunun Osmanlı kayıtlarında "Seyidi Vakkas" şeklinde geçtiğini belirten Fatsa, bu zatın Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon seferiyle olan doğrudan bağını arşiv belgeleriyle açıkladı. Fatsa: “Seyidi Vakkas ismine ilk olarak 1455 tarihli tahrir defterinde rastlanıyor. Belgelere göre bu zat, o dönem Tokat-Amasya bölgesini içine alan Sonisa Sancağı'nın "Subaşısı" (en büyük askeri ve sivil yöneticisi) idi. Fatih Sultan Mehmet’in 1461 yılındaki Trabzon seferine ordusuyla katıldığı düşünülen Seyidi Vakkas’ın, 1455-1485 yılları arasında Giresun civarında şehit düştüğü kesinlik kazanıyor. 1850'li yıllara ait Giresun haritalarında da türbenin anıtsal bir taş yapı olarak şehir merkezinde işaretlendiği görülüyor.” Dedi.
DAĞ BAŞLARINDAKİ GÜVENLİK KALELERİ: ŞEYH KERAMETTİN VE VAKIFLARI
Cumhuriyetin ilk yıllarında bir müfettiş raporu doğrultusunda türbenin içinin boşaltılması veya yıkılması gündeme gelse de dönemin Milli Eğitim Bakanı’nın medeni ve insaflı yaklaşımı sayesinde yapının kurtarıldığı aktarıldı. Programın bir diğer önemli gündem maddesi, adı Giresun'da bir mahalleye ve camiye verilen Şeyh Keramettin Hazretleri oldu. 1613 kayıtlarında hayatta olduğu bilinen Şeyh Keramettin’in, Giresun-Şebinkarahisar ve Yağlıdere hattındaki dağ yollarında yol güvenliğini (derbentçilik) sağlamak adına büyük vakıf faaliyetleri yürüttüğü anlatıldı.
Fatsa, Şeyh Keramettin'in Boztekke köyünde kurduğu tekke, medrese ve cuma camii ile bölgeyi ilim yuvası haline getirdiğini belirtti. Ayrıca kendi dedesi Fatsalı Durmuş Hoca'nın da bu medresede 20 yıl boyunca hocalık yaptığını paylaşarak duygusal bir bağa da parmak bastı. Yakın zamanda yangın geçiren Boztekke'deki Şeyh Keramettin Camii'nin, aslına uygun olarak taş yapı şeklinde yeniden ihya edilmesinden ötürü yetkililere ve köy muhtarına teşekkür edildi. Programın son kısmında Giresun’un tarihinde var olmuş, çeşitli belgeler ile yerleri belli olan şahsiyetlerin istirahatgahlarının koruma altına alınması çağrısında bulunuldu. Dereli Yuva köyündeki Peygamber soyundan gelen Seyit Habip Efendi Türbesi ile Sarvan köyündeki Derviş Murat Yatırı gibi tescilli tarihi alanların bakımsızlığına dikkat çekerek yetkilileri buralara levhalar asmaya ve koruma altına almaya davet edildi. Giresun'un saklı kalan tarihini, kiliselerinden camilerine kadar tarafsız bir gözle ekranlara getiren İleri Tarih programının son bölümüne ve önceki bölümlerine Giresun İleri’nin YouTube kanalı üzerinden erişilebileceği ifade edildi.
Özcan Özkaya
