Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Giresun İl Temsilciliği, Türkiye genelinde eş zamanlı olarak düzenlenen eylemler kapsamında Atapark'ta bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
Eğitimciler, gerçekleştirilen etkinlikte "Eğitimde Şiddete ve Cezasızlığa Son" çağrısında bulundu.
Eğitim-Bir-Sen Giresun Şube Başkanı Muhammet Sarı, Türkiye’de eş zamanlı düzenlenen program kapsamında gerçekleştirdiği basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi;
"Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Meslektaşlarım ve Aziz Milletimiz;
Bugün buraya Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde, eski bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen menfur saldırıyı protesto etmek üzere toplanmış bu’lunuyoruz.
Dün Siverek’de yaşanan vahim saldırı, bardağı taşıran son damla olmuştur.
İstanbul’da Fatma Nur Çelik’in şehit edilmesiyle başlayan süreç, okullarımızda öğretmenlerin, polisin ve vatandaşın doğrudan hedef alındığı bir boyuta ulaşmıştır.
"Bir harf öğretene 40 yıl köle olurum" anlayışından, öğretmenin, veli ve öğrenciden korktuğu bir iklime nasıl geldik? Sorusunun cevabını muhakkak bulmalıyız. Bu manzara, toplumsal değerlerimizin çöküşünün ilanıdır.
Bir kez daha görülmüştür ki; okullarımızda eğitimcilerimize ve öğrencilerimize yönelen şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun haline gelmiş, toplumsal çürümeyi gün yüzüne çıkarmıştır.
ŞİDDETE KARŞI OMUZ OMUZA
Eğitim sistemimizin en önemli paydaşlarından biri olarak; daha iyi bir eğitim için kafa yormamız gerekirken, eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarını konuşmak durumunda kalıyoruz. Hal böyle iken yetkililer çözüm üretmekte yetersiz kalıyor veya isteksiz davranıyorlar.
Eğitimciye yönelen şiddetin "sıradanlaşması" aslında bir toplumun kendi geleceğine, çocuklarına rehberlik eden ellere dokunmasıdır ki bu, kültürel ve ahlaki erozyonun en somut göstergesidir.
ÖĞRETMENE UZANAN ELLER KIRILSIN
Aklına esenin, aklı kesenin ya da aklı başında olmayanın öğretmene, okul yöneticisine, eğitim çalışanına, öğrenciye şiddet uyguladığı, can güvenliğinin eğitim-öğretimin önüne geçtiği bir zemine doğru hızla yol alıyoruz.
SUSMA HAYKIR ŞİDDETE HAYIR
Saygıdeğer Basın Mensupları, Değerli Arkadaşlar,
Eğitimcilere yönelik saldırılar; geleceğimizi karartmakta, eğitim camiasını tedirgin etmekte, can güvenliğini çalışma hayatında başat sorun haline getirmektedir.
Eğitim normalde şiddeti reddetmeyi öğretirken; okul içinde, çevresinde, dijital platformlarda, oyunlarda, dizi ve filmlerde yaşanan şiddet, öğrenciye farkında olmadan bir "gizli müfredat" öğretiyor:
"Güçlü olan kazanır" veya "Sorunlar kaba kuvvetle çözülür".
Bu durum, eğitimin şiddeti ortadan kaldırma misyonunu, içeriden çürütüyor.
BAKANLIK ÖĞRETMENE SAHİP ÇIK
Saygıdeğer Basın Mensupları, Değerli Arkadaşlar,
Eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olayları, yalnızca güvenlik boyutuyla değil; sosyal, psikolojik, eğitsel ve değerler yönleriyle de ele alınmalıdır. Bu çerçevede:
• Okulların güvenlik personeli ihtiyacı ÇOK ACİLEN karşılanmalı.
• Öğrenci sayısına bakılmaksızın her okula rehber öğretmen verilmeli, riskli okulların rehber öğretmen sayısı artırılmalı.
• Okul-aile iş birliği okul güvenliği ekseninde yeniden ele alınmalı.
• Riskli durumların erken tespiti ve önlenmesine yönelik mekanizmalar, daha işlevsel hale getirilmeli.
• Öğretmenliğin itibar kazanması ve eğitim sistemimizin istendik seviyeye gelmesi için öğretmenlik mesleğinin öncelikle tercih edilmesini sağlayacak maddî-manevî koşulları oluşturmalı, millî-manevî eğitime önem vermeliyiz.
• Okula aidiyet duygusunu geliştirecek, insana saygıyı artıracak tedbirler alınmalı.
• Emniyet işbirliği ile okul giriş ve çıkışlarında ve okul çevresinde daha etkin denetimler yapılmalı.
• MEB'in merkez ve taşra teşkilatında okul güvenliği ile alakalı ayrı bir birim kurulmalı.
• Tüm okul türlerinde öğrenci disiplin mevzuatı okul güvenliği ekseninde yeniden ele alınmalı.
• Okul girişlerinde teknoloji tabanlı güvenlik tedbirleri alınmalı
ÖĞRETMENE DOKUNMA GELECEĞİ KARARTMA
"Suça Sürüklenen Çocuk" Kavramı Bir Zırh Olmamalıdır
Hukuk sistemimizdeki "Suça Sürüklenen Çocuk" (SSÇ) yaklaşımı, ağır suçlarda dahi bir "koruma kalkanı" olarak kullanılmaktadır.
Çocuğu suçun faili değil mağduru gören bu anlayış; kasten öldürme, yaralama ve silahlı saldırı gibi olaylarda toplumdaki adalet duygusunu zedelemekte ve bir "cezasızlık algısı" oluşturmaktadır.
Suçun niteliğine göre cezai ehliyet yaş sınırları yeniden değerlendirilmeli; hukuk sadece faili rehabilite etmeye değil, toplumun genel güvenliğini korumaya ve mağdurun haklarını tesis etmeye odaklanmalıdır.
Siverek’teki failin saldırı öncesi sosyal medyada yaptığı tehditler, dijital güvenlik algoritmalarının ne kadar yetersiz olduğunu göstermiştir.
Sosyal medya platformları, cana kasteden tehditleri anında tespit edip adli mercilere bildirmek zorunda olmalıdır.
Eğitimciye yönelik şiddet, artık bireysel bir suç değil, bir iş güvenliği sorunudur.
EĞİTİMDE ŞİDDETE DUR DE, DUR DE!
Saygıdeğer Basın Mensupları, Değerli Arkadaşlar,
Yaşadığımız bu menfur bu olay, eğitim çalışanlarına, öğretmene karşı şiddetin son örneği olmalıdır.
Eğitimciler her türlü şiddet ve saldırılar karşısında savunmasız, korumasız bırakılmamalı; yaptıkları işin onur, önem ve ağırlığına uygun hayat, çalışma ve güvenlik şartları sağlanmalıdır.
Öğretmenin sahipsiz bırakıldığı, vuranın yanına kâr kaldığı bir sistemde yarınlarımızı aydınlatamayız.
Bugün 81 ilde iş bırakarak gösterdiğimiz bu tepki, sadece kendimiz için değil; çocuklarınızın ve ülkemizin geleceği içindir.
Eğitimciye uzanan eller kırılana, adalet yerini bulana kadar susmayacağız!"
