Giresun'da Kalp Krizine Dikkat Çekildi: Bu Belirtilere Dikkat!
Karadeniz Düşünce Kuruluşu tarafından düzenlenen konferansta Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Zeki Yüksel Günaydın, kalp hastalıkları, kalp krizi, kolesterol tedavisi ve kalp sağlığını korumanın yolları hakkında bilgi verdi.
Karadeniz Düşünce Kuruluşu tarafından organize edilen, Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Zeki Yüksel Günaydın’ın konuşmacı olarak katıldığı konferans gerçekleştirildi.
Kalp sağlığı konusunda farkındalık oluşturmayı amaçlayan programda, kalp ve damar hastalıklarının nedenleri, risk faktörleri ve korunma yöntemleri ele alındı.
Konferansta kalp hastalıklarının yalnızca ileri yaşlarda görülmediğine dikkat çeken Prof. Dr. Zeki Yüksel Günaydın, genç yaşlarda da kalp krizi vakalarıyla karşılaşılabildiğini anlattı.
Kalp hastalıklarının ele alındığı konferansta, Prof. Dr. Zeki Yüksel Günaydın şu bilgilendirmede bulundu:
"Kalp ve damar hastalıkları, dünya genelinde en önemli ölüm nedenleri arasında yer almaktadır. Nüfusun yaşlanması, diyabet ve obezitenin yaygınlaşması, hareketsiz yaşam, sigara kullanımı ve yüksek tansiyon gibi faktörler bu hastalıkların yükünü artırmaktadır.
Özellikle dikkat çekici olan, kalp hastalıklarının yalnızca ileri yaşların sorunu olmamasıdır. Genç yaşlarda da kalp krizi görebiliyoruz. Sigara, yüksek kolesterol, diyabet, genetik yatkınlık, obezite ve bazı maddelerin kullanımı bu riski artırabiliyor.
Burada altını çizmek istediğim bir nokta var: Kalp krizini yalnızca yaşlılıkla ilişkilendirmek büyük bir yanılgıdır. Genç olmak, kalp hastalığına karşı tamamen korunduğumuz anlamına gelmez.
2. Kalp krizi nedir, neden meydana gelir?
Yıllar içinde damarların duvarlarında kolesterol ve diğer maddeler birikerek aterosklerotik plaklar oluşturabilir. Bu plakların üzerinde çatlama veya yırtılma meydana geldiğinde pıhtı gelişebilir. Pıhtı, damardaki kan akımını aniden azaltabilir veya tamamen durdurabilir. Kalp kası yeterince oksijen alamadığında kalp krizi meydana gelir.
Kalp krizinin en sık görülen belirtileri göğüste baskı, sıkışma, ağırlık veya ağrı hissidir. Bu şikâyet sol kola, her iki kola, sırta, boyna veya çeneye yayılabilir. Nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı ve ani halsizlik de görülebilir.
Özellikle kadınlarda, yaşlılarda ve diyabet hastalarında belirtiler daha farklı veya daha belirsiz olabilir. Her kalp krizi şiddetli göğüs ağrısıyla ortaya çıkmaz.
Kalp krizinden şüphelenildiğinde zaman kaybetmeden 112 aranmalıdır. Kişinin kendi aracını kullanarak hastaneye gitmeye çalışması veya şikâyetlerin kendiliğinden geçmesini beklemesi tehlikeli olabilir. Sağlık ekipleri gelene kadar kişinin dinlenmesi ve kendi kendine ilaç almadan profesyonel yönlendirmeye uyması önemlidir.
Kalp krizinde zaman, kalp kasıdır. Erken müdahale, kalp kasının daha fazla zarar görmesini önleyebilir ve hayat kurtarabilir.
3. Kolesterol nedir? Kolesterol ilaçlarından korkmalı mıyız?
Kolesterol, vücudumuz için gerekli olan bir yağ türüdür. Hücre zarlarının yapımında, bazı hormonların üretiminde ve çeşitli biyolojik işlevlerde kullanılır. Yani kolesterolün kendisi zararlı bir madde değildir. Sorun, kandaki bazı kolesterol taşıyıcılarının yükselmesi ve bunun damar duvarlarında plak oluşumuna katkıda bulunmasıdır.
Halk arasında kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterol, damar sertliği ve kalp krizi riski açısından önemli bir etkendir.
LDL kolesterolün uzun süre yüksek seyretmesi, damar duvarlarında plak birikimini kolaylaştırır. Bu süreç çoğu zaman yıllarca belirti vermeden ilerler. Kişi kendisini gayet sağlıklı hissedebilir; ancak damarlarında hastalık gelişiyor olabilir.
Peki, kolesterol ilaçları gerekli midir?
Kolesterol tedavisinde en sık kullanılan ilaç gruplarından biri statinlerdir. Bu ilaçlar LDL kolesterolü düşürür ve uygun hastalarda kalp krizi, inme ve diğer damar olaylarının riskini azaltır.
Özellikle daha önce kalp krizi geçirmiş, koroner damar hastalığı bulunan, inme öyküsü olan veya kalp-damar hastalığı açısından yüksek risk taşıyan kişilerde kolesterol tedavisi büyük önem taşır. Diyabeti, ailesel kolesterol yüksekliği veya başka önemli risk faktörleri bulunan kişilerde de tedavi gereksinimi dikkatle değerlendirilmelidir.
Bununla birlikte herkesin aynı kolesterol hedefine sahip olması gerekmez. Hedef; kişinin toplam kalp-damar riski, yaşı, mevcut hastalıkları ve klinik özelliklerine göre belirlenir.
Statinler genellikle iyi tolere edilen ilaçlardır. Bazı kişilerde kas ağrısı veya karaciğer enzimlerinde yükselme gibi yan etkiler görülebilir. Bu durumlar doktor tarafından değerlendirilmelidir. Bir yan etki geliştiğinde farklı bir doz veya başka bir tedavi seçeneği mümkün olabilir.
En önemli mesajım şudur: Kolesterol ilaçları yalnızca laboratuvar sonuçlarını düzeltmek için değil, uygun kişilerde gelecekte oluşabilecek kalp krizi ve inme riskini azaltmak için kullanılır. Bu ilaçlar doktor önerisi olmadan başlanmamalı veya kesilmemelidir.
4. Tamamen sağlıklıyım. Kalbimi korumak için ne yapmalıyım?
Kalp sağlığı için önlem almak, hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi olmaktan çok daha erken başlamalıdır. Kendimizi iyi hissetmemiz değerlidir; ancak yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol gibi önemli risk faktörleri hiçbir belirti vermeden ilerleyebilir.
Birinci olarak, tansiyonunuzu kontrol edin. Yüksek tansiyon, kalbin ve damarların üzerine fazladan yük bindirir. Tansiyonunuzu uygun koşullarda ölçtürün, yüksek değerler saptanırsa doktorunuza başvurun.
İkinci olarak, kolesterolünüzü ve kan şekerinizi öğrenin. Özellikle ailede erken yaşta kalp krizi, diyabet, yüksek tansiyon veya yüksek kolesterol öyküsü varsa değerlendirme daha da önem kazanır. Herkesin aynı sıklıkta test yaptırması gerekmez; kişisel risklere göre bir takip planı oluşturulmalıdır.
Üçüncü olarak, sigaradan uzak durun. Sigara, damarların iç yüzeyine zarar verir, pıhtılaşma eğilimini artırır ve kalp krizi riskini yükseltir. Elektronik sigaralar da zararsız bir alternatif olarak görülmemelidir.
Dördüncü olarak, düzenli hareket edin. Sağlık durumunuz uygunsa haftada en az 150 dakika orta şiddette fiziksel aktiviteyi hedefleyebilirsiniz. Tempolu yürüyüş, bisiklet ve yüzme iyi seçeneklerdir. Uzun süre oturuyorsanız gün içinde sık sık ayağa kalkmak ve hareket etmek de faydalıdır.
Beşinci olarak, beslenmenize dikkat edin. Sebze, meyve, baklagil, tam tahıl, balık, zeytinyağı ve ölçülü miktarda tuzsuz kuruyemiş tüketimini artırın. İşlenmiş etleri, aşırı tuzu, şekerli içecekleri ve yoğun işlenmiş gıdaları sınırlandırın. Karadeniz'in değerli besinlerinden fındık da uygun porsiyonlarda sağlıklı beslenmenin bir parçası olabilir.
Altıncı olarak, kilonuzu ve bel çevrenizi takip edin. Fazla kilo, özellikle karın bölgesindeki yağlanma, diyabet ve yüksek tansiyon riskini artırabilir. Küçük ama sürdürülebilir değişiklikler bile önemli yararlar sağlayabilir.
Yedinci olarak, uykunuzu ve stresinizi ihmal etmeyin. Düzenli uyku, fiziksel aktivite ve stresle baş etme yöntemleri sağlıklı yaşamın önemli parçalarıdır. Horlama ve gündüz aşırı uyku hali gibi belirtiler varsa uyku apnesi açısından değerlendirme gerekebilir.
Son olarak, tamamen sağlıklı hisseden herkesin düzenli olarak EKG, efor testi veya koroner anjiyo yaptırması gerekmez. Bu tetkikler kişisel risk ve belirtilere göre seçilmelidir. Gereksiz testler yerine, doğru kişide doğru değerlendirme yapılması önemlidir.
5. Sanal anjiyo kimlere yapılmalıdır?
Sanal anjiyo, kalp damarlarını bilgisayarlı tomografiyle görüntüleyen bir yöntemdir.
Göğüs ağrısı olan ve kalp damarlarında daralma şüphesi bulunan kişilere,
Kalp hastalığı riski değerlendirilerek doktorun gerekli gördüğü kişilere,
Diğer kalp testlerinin sonucunun net olmadığı bazı hastalara yapılabilir.
Peki, hiçbir şikâyetim yoksa sanal anjiyo yaptırmalı mıyım?
Hayır. Kendinizi sağlıklı hissediyorsanız, yalnızca kontrol amacıyla herkese sanal anjiyo yapılması önerilmez. Öncelikle tansiyon, kolesterol, kan şekeri ve aile öyküsü gibi risk faktörleriniz değerlendirilmelidir.
Unutmayalım: Kalp sağlığı yalnızca daha uzun yaşamak için değil, daha sağlıklı, daha üretken ve daha kaliteli bir yaşam sürmek için de önemlidir.
Kalbinize iyi bakın. Çünkü kalbinizi korumak, hayatınızı korumaktır."