Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Yusuf Bilgen İleri TV'ye Konuştu

TAKİP ET

"Belinden Budama Gençleştirme Değil, Kıyımdır!"

Türkiye'nin en stratejik ihraç ürünlerinin başında gelen fındıkta, üretim sezonunun en kritik dönemine girilirken Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Yusuf Bilgen'den hayati uyarılar ve sektöre yön verecek bilimsel açıklamalar geldi. Rekolte tahmin çalışmalarından kahverengi kokarca ile biyolojik mücadeleye, üreticilerin yaptığı hatalı zirai uygulamalardan yeni çeşit geliştirme projelerine kadar pek çok konu başlığı Dr. Bilgen ile İleri Tv tarafından detaylarıyla masaya yatırıldı.

Erken Rekolte Tahminlerinde İklim Riski: "En Doğru Sonuç Temmuz'da"

Fındıkta rekolte tahminlerinin bilimsel olarak iki farklı yöntemle yapıldığını belirten Dr. Yusuf Bilgen, Mart-Nisan aylarındaki "karanfil sayımı" yönteminin yanılma riskinin yüksek olduğuna dikkat çekti. En yakın sonuçları ise Haziran-Temmuz aylarında yapılan "çotanak sayımı"nın verdiğini vurguladı.

Fındığın en hassas olduğu dönemin Türkiye'nin en kurak zamanına denk geldiğini hatırlatan Dr. Bilgen, "Hava sıcaklığının 35-36 derecenin üzerinde 3-4 saatten fazla kalması veya 15-20 gün yağmur yağmaması durumunda randıman ve kalite kayıpları meydana geliyor. Yani şu anda açıklanan erken rekoltelerin doğru olma ihtimali kadar yanlış olma ihtimali de vardır. En doğru sonuçlar Temmuz ayında Sayın Bakanımız İbrahim Yumaklı tarafından açıklanacak rakamlardır" dedi.

Kahverengi Kokarcaya Karşı 1.6 Milyon "Samuray Arısı"

Kahverengi kokarca zararlısına karşı yürütülen biyolojik mücadele hakkında konuşan Dr. Bilgen, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü'ne bağlı enstitülerde doğa dostu "Samuray Arısı" üretiminin devam ettiğini ve Bakanlığın hedefinin bu yıl 1.650.000 adet olduğunu belirtti.

Dr. Bilgen; "Enstitümüzün ürettiği samuray arıları Giresun, Trabzon, Rize, Artvin ve Gümüşhane'de doğaya salınacak. Bakanlık toplam 41 ilde salım planlıyor. Süne ve kımılda görülen başarılı etkinin kahverengi kokarcada da görüleceğine inanıyoruz" ifadelerini kullandı.

Üreticilere Kritik Uyarılar: "Belinden Budama Gençleştirme Değil, Kıyımdır"

Son yıllarda sosyal medyada yayılan hatalı uygulamalara tepki gösteren Dr. Bilgen, "Vatandaşlar tabiri caizse fantezi arıyor. Belinden budama bir gençleştirme değil, tam aksine bir kıyımdır. Verime yatmış bitkileri kesip, 7-10 yıl bekleyerek para kazanacağınızı sanıyorsunuz. Oysa doğru budama ve gübreleme ile verim artışı en az %30-40 olacaktır" dedi.

Dr. Bilgen ayrıca şu konularda da uyarıda bulundu:

Bahçe Tuzu Tehlikesi: Kesinlikle önerilmeyen bir uygulamadır. Toprakta toksik etki yaratarak bitkileri kurutur. Ordu bölgesinden çok sayıda kuruma videosu enstitüye ulaşmıştır.

Yabancı Ot İlaçları (Herbisit): Eğimli arazilerde ot ilacı kullanmak yağışlarla birlikte toprak akmasına (kaymasına) neden olmaktadır.

Uç Kuruması: Son yıllarda görülen uç kurumasıyla ilgili sahada alınan örnekler üzerinde laboratuvar çalışmaları sürmektedir.

Don ve Kuraklığa Dayanıklı Geleceğin Fındıkları

Enstitü arazisinde küresel iklim krizine karşı 3.200 melez bitki üzerinde ıslah çalışması yürüttüklerini söyleyen Dr. Bilgen, temel hedeflerinin kış soğuklarına, geç donlara ve kuraklığa dayanıklı verimli yeni çeşitler geliştirmek olduğunu belirtti. Ayrıca "Fındık Genetik Kaynakları Projesi" kapsamında 460 canlı genotipin korunduğunu ve 78 genotipin Türkiye'nin gelecekteki çeşit havuzunu oluşturduğunu kaydetti.

Müzede Tarihi Patoz ve Süslü Fındık

Ziraat Fakültesi ortaklığıyla geçmişte tasarlanan tarihi "Fındık Patozu"nun, tamiratla yeniden çalışır hale getirilerek enstitü müzesinde sergilendiğini belirten Dr. Yusuf Bilgen; peyzaj için tescil edilen "Süslü Fındık" (Horlusime) çeşidinde 23 yıldır gözlemledikleri dal mutasyonunun da ileride yapılacak genetik çalışmalarda materyal olarak kullanılacağını sözlerine ekledi.

90 Yıllık Birikimiyle Geleceğin Projelerine Yön Veriyor

Türkiye'nin en stratejik ihraç ürünlerinin başında gelen fındıkta, Ar-Ge çalışmalarının ve bilimsel üretimin kalbi Giresun'da atıyor.

1936 yılında kurulan ve dünyada fındık alanında spesifik olarak araştırma yapan tek konu araştırma enstitüsü unvanına sahip olan Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, köklü tarihi ve tarımsal Ar-Ge projeleriyle Türkiye'nin fındıktaki dünya liderliğini taçlandırmaya devam ediyor.

Enstitünün temelleri, Karadeniz Bölgesi’ndeki fındık üretimini geliştirmek ve üreticilerin karşılaştığı sorunlara bilimsel çözümler üretmek amacıyla 1936 yılında "Fındık İstasyonu" adıyla atıldı. Kuruluş yıllarında yalnızca Giresun ili özelinde hizmet veren kurum, fındık tarımının öneminin artmasıyla birlikte 1952 yılında kapsamını genişleterek "Bölge Fındık İstasyonu" adını aldı ve tüm fındık üretim havzasına hizmet vermeye başladı.

Tarihsel süreç içerisinde bünyesine tavukçuluk ünitesi, yaprak ve toprak analiz laboratuvarları gibi stratejik birimler ekleyen kurum, farklı dönemlerde "Fındık Araştırma ve Ziraat Meslek Okulu" gibi isimlerle eğitim misyonu da üstlendi. 1987 yılından itibaren doğrudan bakanlığa bağlı bir "Konu Araştırma Enstitüsü" statüsüne kavuşan merkez, günümüzde Dr. Yusuf Bilgen müdürlüğünde, Artvin'den Sakarya'ya kadar tüm Karadeniz kuşağını kapsayan 16 ilde bölgesel olarak görev yürütüyor. Kurumun temel vizyonu ise Türkiye'nin üretimdeki rakipsiz dünya liderliğini bilimsel Ar-Ge çalışmalarıyla da kalıcı hale getirmek.

Giresun Kahverengi kokarca Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Yusuf Bilgen Karadeniz Bölgesi