VİCTOR HUGO KİMDİR? « Giresun İleri Gazetesi

SON DAKİKA

VİCTOR HUGO KİMDİR?

Bu haber 12 Nisan 2021 - 9:44 'de eklendi ve 539 views kez görüntülendi.

Fran­sız ede­bi­ya­tı­nın ünlü isim­le­rin­den biri olan Vic­tor Hugo 26 Şubat 1802 ta­ri­hin­de Fran­sa’da doğ­muş­tur. O dö­nem­de Fran­sa’da si­ya­si yön­den bir çal­kan­tı vardı.Ken­di­si iki ya­şın­day­ken Na­pol­yon başa geç­miş­ti.18 ya­şın­da iken ise Bo­ur­bon mo­nar­şi­si tek­rar baş­la­mış­tı. Ba­ba­sı Na­pol­yon’un su­bay­la­rın­dan bi­ri­dir. Na­pol­yon taht­tan in­dik­ten sonra geçim sı­kın­tı­sı ya­şa­ma­ya baş­la­mış­lar­dı. 1821 yı­lın­da an­ne­si­ni kay­be­den Vic­tor Hugo er­te­si yıl büyük aşkı olan Adele Fo­uc­her ile ev­len­miş­ti. Vic­tor Hugo 1878 yı­lın­da bey­nin­de­ki bir sorun ne­de­niy­le ra­hat­sız­lan­dı. Bun­dan 7 yıl sonra 1885 yı­lın­da 83 ya­şın­day­ken ha­ya­tı­nı kay­bet­miş­tir. Ro­man­tizm akı­mı­nın li­de­ri olan Vic­tor Hugo düz yazı ve şiir us­ta­sı­dır. Ken­di­sin­den sonra gelen bir­çok şair ve ya­za­rı et­ki­le­miş­tir. Char­les Dic­kens, Fyo­dor Dos­to­yevs­ki, Oscar Wilde, Al­bert Camus, Tols­toy gibi pek çok ede­bi­yat­çı­ya örnek ol­muş­tur. Roman, ti­yat­ro ve şiir tü­rün­de eser­ler ver­miş­tir. Vic­tor Hugo’nun Se­fil­ler ro­ma­nı­nı bun­dan yak­la­şık 60 yıl önce oku­muş­tum. Bu ünlü roman beni öy­le­si­ne et­ki­le­miş­ti ki; bugün hala ak­lım­da kalan unu­ta­ma­dı­ğım bö­lüm­le­ri var. Av­ru­pa’da bir­çok evde kul­la­nı­lan, yapay ze­ka­nın ürünü olan Alexa ay­gı­tı­nın yar­dı­mıy­la Se­fil­ler’i Al­man­ca ola­rak tek­rar din­le­yin­ce ro­ma­nın o unu­tul­maz say­fa­la­rı gö­zü­mün önün­den tek­rar bir film şe­ri­di gibi geçti. Yok­sul ol­du­ğu için hır­sız­lık yapan bu yüz­den de tu­tuk­la­nan baş rol oyun­cu­su John Wall John 19 yıl­lık ce­za­sı­nı çek­tik­ten sonra tah­li­ye olur­ken adına dü­zen­le­nen sarı renk­li kim­lik onu adeta dam­ga­lar­ca­sı­na, kar­şı­laş­tı­ğı in­san­lar ta­ra­fın­dan red edil­me­si­ne ve itil­me­si­ne yol açı­yor; bu­nun­la top­lum­dan ta­ma­men dış­la­nı­yor. Fakat John Wall John bir yo­lu­nu bu­la­rak is­mi­ni Mad­le­en ola­rak de­ğiş­ti­ri­yor ve be­le­di­ye baş­kan­lı­ğı­na kadar yük­se­li­yor. Baş­kan­lı­ğı sı­ra­sın­da, top­lum­da hor gö­rü­len, dış­la­nan, ezi­len za­val­lı­lar ve fa­kir­le­rin ko­ru­yu­cu me­le­ği ol­ma­yı ba­şa­rı­yor dam­ga­lı bir hır­sız aynı za­man­da çok say­gın, ba­ba­can, bir ga­ri­ban ba­ba­sı ola­bi­li­yor. Baş­kan­lı­ğı sı­ra­sın­da Ad­li­ye Sa­ra­yın­da bu­lun­du­ğun­da, ken­di­si­ne ben­ze­di­ği için tu­tuk­la­nan suç­suz bi­ri­ne şahit olun­ca, ken­di­si­ni tek­rar ihbar ede­rek, çek­me­si ge­re­ken ce­za­sı­nı gö­nül­lü ola­rak çek­me­yi kabul edecek kadar yiğit ve gu­rur­lu bir ki­şi­lik. Vic­tor Hugo, Se­fil­ler Ro­ma­nın­da, pa­paz­la­rın ve din adam­la­rı­nın daha to­le­rans­lı ön yar­gı­lar­dan arın­mış ki­şi­ler ol­du­ğu­nu, üs­tü­ne basa basa dile ge­ti­ri­yor. Vic­tor Hugo’nun “Nötr Damm’ın Kam­bu­ru” isim­li ese­ri­ni de zevk­le oku­dum. Yazar ese­rin­de, o za­ma­nın Paris’inin si­ya­si ko­nu­mun­dan, ki­li­se ege­men­li­ğin­den alın da, Ta­ri­hi­ni, Mi­ma­ri­si­ni, başa geçen Kral­la­rın ül­ke­ye kat­kı­la­rı­nı, Av­ru­pa’nın diğer ül­ke­le­riy­le Fran­sa ara­sın­da­ki iliş­ki­le­ri ve ölüm­süz bir aşkı öyle güzel vur­gu­lu­yor ki bu­nun­la oku­yu­cu­nun gön­lü­nü feth et­me­yi ba­şa­rı­yor. Bunun dı­şın­da, Alman Jahn Gü­ten­berg’in mat­ba­ayı icat et­me­siy­le, Fran­sa mi­ma­ri­nin çök­tü­ğü­nü iddia edi­yor. Bir oku­yu­cu ola­rak ben onun bu fik­ri­ne ka­tıl­mı­yo­rum; zira, mat­baa ve ba­sı­lan sa­yı­sız öl­çü­de­ki ki­tap­lar mi­ma­ri­yi neden et­ki­le­sin ki…Eğer Alman Jahn Gü­ten­berg mat­ba­ayı icat et­me­sey­di ve bu­nun­la çok önem­li ki­tap­lar ya­zı­lıp ba­sıl­ma­say­dı ha­zır­lan­ma­sı tam yüz yıl süren Fran­sa İhti­la­li de ya­pı­la­maz­dı diye dü­şü­nü­yo­rum. Bu­ra­da çok önem­li bir nok­ta­ya de­ğin­mek ge­re­ki­yor Vol­ter, Jahn Jack Russo, Robes Piyer ve daha bir­çok ya­za­rın ki­tap­la­rı raf­lar­da ka­la­rak toz­lan­ma­dı; on­la­rı önem­le oku­yan, an­la­yan ve ana­liz eden, Mi­ra­bo, Dal­ton vs. gibi dü­şü­nür­ler o eser­ler­den çı­kar­dık­la­rı so­nuç­la­rı ey­le­me ge­çir­di­ler ve bu­nun­la tüm dünya in­san­la­rı için çok önem ta­şı­yan; Öz­gür­lük-Eşit­lik-Kar­deş­lik ve Da­ya­nış­ma il­ke­le­ri­ni Ka­le­me ala­rak Kral­la­rın acı­ma­sız ha­ki­mi­yet ve Ege­men­lik­le­ri­ne son veren Fran­sa İhti­la­li’ni ger­çek­leş­tir­di­ler. Fran­sız Dev­ri­mi bir Bur­ju­va ha­re­ke­ti­dir; fakat daha sonra bu İhti­la­li baz alan 1848 İhti­lal­le­ri bütün Av­ru­pa ül­ke­le­rin­de ya­pıl­mış; bu­nun­la Av­ru­pa in­sa­nı sor­gu­la­ma­yı öğ­ren­miş kul­luk­tan bi­rey­li­ğe terfi et­miş­tir. 1848 İhti­la­li ya­pı­la­ma­yan ül­ke­ler­de in­san­lar birey ola­ma­mış; kula kul­luk et­me­ye devam et­miş­ler­dir. Dün­ya­da bu du­ru­mun sa­yı­sız ör­nek­le­ri var­dır. De­mok­ra­si­yi hak et­me­den ala­maz­sı­nız Av­ru­pa­lı hak etmiş, uğ­raş­mış ve ka­zan­mış­tır onun için de hala dünya Av­ru­pa’dan ders al­ma­ya ça­lı­şı­yor. Ne di­ye­lim; “Ağ­la­ma­ya­na meme yok” demiş ata­la­rı­mız.
Sağ­lı­cak­la kalın.

Azmi Durmuş
Azmi Durmuşazmidurmus@hotmail.de