SON DAKİKA

NAZIM HİKMET RAN

Bu biyografi 23 Mayıs 2017 - 21:10 'de eklendi ve 185 views kez görüntülendi.

1902 yılında Selanik’te doğdu. İlköğrenimini İstanbul’da Göztepe Taşmektep, Galatasaray Lisesi ilk bölümü (1914) ve Nişantaşı Numune Mektebi’nde tamamladı. Orta öğrenimi Heybeliada Bahriye Mektebi’nda yaptı (1918). Bahriye’yi bitirdikten sonra, Hamidiye Kruvazörü’ne stajyer güverte subayı olarak verildi. Bir gece nöbetinde üşütüp zatülcem oldu (1919). Sağlığını kazanamayınca, askerlikten çürüğe çıkarıldı (1920).

Millî Mücadele’ye katılmak üzere Anadolu’ya geçti. Bolu Lisesi’nde kısa bir süre öğretmenlik yaptı (1921). Rus devrimiyle ilgilendi. Bir süre sonra Batum’dan Moskova’ya gitti. Doğu Üniversitesi’nde ekonomi ve toplumbilim okudu (1922-1924). Yurda dönüşünden sonra Aydınlık dergisine katıldı. Burada çıkan şiirlerinden dolayı, hakkında mahkumiyet kararı verildiğini öğrenince, yeniden Rusya’ya kaçtı. Af çıkması üzerine Türkiye’ye döndü. Bir süre Hopa Cezaevi’nde tutuklu kaldı (1928).

Daha sonra İstanbul’a yerleşti. Çeşitli gazetelerde ve film stüdyolarında çalıştı. İlk şiir kitaplarını çıkardı ve oyunlarını yazdı (1928-1932). Bir ara yine tutuklandı. Cumhuriyet’in 10. yılı dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla serbest bırakıldı.

Akşam, Son Posta ve Tan gazetelerinde ‘Orhan Selim’ takma adıyla fıkra yazarlığı ve başyazarlık yaptı (1933).

Kara Harp Okulu öğrencileri arasında propaganda yaptığı iddiasıyla yargılandı. Harp Okulu, Askeri Mahkemesi’nce 15 yıl, ardından Donanma içinde faaliyette bulunduğu iddiasıyla da Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nce 20 yıl olmak üzere toplam 35 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezası Türk Ceza Kanunu’nun 68 ve 77 maddeleri uyarınca, 28 yıl dört aya indirildi (1938).

Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinden sonra çıkarılan af yasası (1950) kapsamına alınması için açılan büyük bir kampanya başlatıldı. Bu arada hapishanede açlık grevine başladı. Sonunda geri kalan cezası affedildi.

Serbest bırakıldıktan sonra hakkında askerlik kararı alındı. 50 yaşında, çok zor durumda kaldı. Kız kardeşinin kocası Refik Erduran’ın yardımıyla bir motorla Karadeniz’de seyreden Romanya bandıralı bir gemiye binerek Türkiye’den kaçtı. Bundan sonraki hayatı, baskı altında ve zorunlu Sovyet propogandası yapmakla geçmiştir. 3 Haziran 1963 tarihinde Moskova’da öldü.

YAZI HAYATI

Nâzım Hikmet, hece vezniyle yazdığı ilk şiirlerini Yeni Mecmua, İnci, Ümit ve Celal Sahir (Erozan)’ın çıkardığı Birinci Kitap, İkinci Kitap vb. dergilerinde yayımladı. “Bir Dakika” adlı şiiriyle, Alemdar gazetesinin açtığı yarışmada, birincilik kazandı (1920). Daha sonra Aydınlık, Resimli Ay, Hareket, Resimli Herşey, Her Ay gibi dergilerde yazdı. Cezaevine girdikten sonra, yıllarca yayın yapamadı. Ancak, 1940’lı yıllarda, Yeni Edebiyat, Ses, Gün, Yürüyüş, Yığın, Baştan, Barış gibi dergilerde İbrahim Sabri, Mazhar Lütfi takma adlarıyla ya da imzasız olarak bazı şiirleri çıktı. Kuvâyı Milliye Destanı İzmir’de Havadis gazetesinde tefrika edildi (1949). Destanı, Yön dergisi yayınlayarak (1965) Nâzım Hikmet’i yeniden okurlara ulaştırdı.

ESERLERİ:

ŞİİR:
835 Satır, Jokond ile Si-Ya-U, Varan 3, 1+1=1 (Nail V. ile), Sesini Kaybeden Şehir, Benerci Kendini Niçin Öldürdü , Gece Gelen Telgraf, Taranta Babu’ya Mektuplar, Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı, Kurtuluş Savaşı Destanı, Saat 21-22 Şiirleri, Memleketimden İnsan Manzaraları, Rubailer, Dört Hapishaneden, Yeni Şiirler, Son Şiirleri. OYUN: Kafatası, Bir Ölü Evi Yahut Merhumun Hanesi, Unutulan Adam, İnek , Ferhat ile Şirin, Enayi, Sabahat, Yusuf ile Menofis, İvan İvanoviç Var mıydı, Yok muydu ? ROMAN: Kan Konuşmaz, Yeşil Elmalar, Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim.

YAZILAR:
İt Ürür Kervan Yürür (Orhan Selim takma adıyla), Alman Faşizmi ve Irkçılığı, Milli Gurur, Sovyet Demokrasisi.

MEKTUPLAR:
Kemal Tahir’e Hapishaneden Mektuplar, Cezaevinden Memet Fuat’a Mektuplar, Bursa Cezaevinden Vâ-Nû’lara Mektuplar, Nâzım’ın Bilinmeyen Mektupları (Adalet Cimcoz’la Mektuplar, Haz. Ş. Kurdakul), Piraye’ye Mektuplar.

MASAL:
La Fontaine’den Masallar (Ahmet Oğuz Saruhan adıyla), Sevdalı Bulut.

HAKKINDA YAZILANLAR

Nazım Hikmet’in Aşkları
Sevdayım Tepeden Tırnağa
A.Emin Karaca
Gendaş Kültür / Araştırma-İnceleme Dizisi

Nazım Hikmet’in yaşamında kadınların büyük ve önemli yerinin tanığı çocukluk ve gençlik arkadaşı Vala Nurettin, şu saptamayı yapıyor: “Aslında, Nazım monogamdı. Birini severse -iyice severse- ona sadık kalmak isterdi. Sevemediği sıralarda da, sevilecek birini daldan dala arardı. Bunu bilinçle mi, içgüdüsüyle mi, can sıkıntısıyla mı yapardı? Daha ziyade kadınların ayartma çabasına kurban gittiğini, tanıdığım kadınların sözlü ve yazılı itiraflarından öğrenmiş bulunuyorum.” “Nazım Hikmet’in Aşkları” ünlü şairin Nüzhet, Piraye, Münevver, Vera ile evliliklerini, Dr. Lena, Semiha Berksoy, Doktor Galina ve diğer kadınlarla birlikteliklerini; öncesi, sonrası ve yaşanmışlıklarıyla, sevda yüklü dizelerle sarmalanmış olarak bir araya getiriyor. Ayrıca, Nazım Hikmet’in “dayı kızı” Münevver Hanım’la yaşadığı aşk yüzünden çıkan, Adnan Cemgil’in ve Yalçın Küçük’ün Emin Karaca ile polemikleri de kitapta yer alıyor.

Boğaz’daki Aşiret
Mahmut Çetin
Biyografi Net Yayınları

“Boğaz’daki Aşiret” başlığı ister istemez “Boğaz Neresi” ve “Aşiret Kim” sorularını akla getiriyor. Evet Boğaz, bildiğimiz Boğaziçi. Genelde kırsal kesimle alakalı bir kavram olan aşiret kelimesi ise Boğaziçi”nde bir kast oluşturan büyükçe bir ailenin tarihini anlatırken hassaten seçildi. Bir sülale tarihi diyebileceğimiz Boğaz’daki Aşiret yer yer Türk Solu tarihi, yer yer de
Batılılaşma Tarihi’nin belirli dönemlerini resmediyor. Aileler arasında evliliklerle kurulan bağların, sanata, ticarete, eğitime, bürokrasiye ve giderek bir yabancılaşma zihniyeti şeklinde hayata nasıl yansıdığı eserdeki ipuçları yardımıyla daha iyi görülecektir zannediyoruz.

Boğaz’daki Aşiret, dört büyük ailenin birbirleriyle irtibatından oluşur. Eser bu sebeple dört bölüm olmuştur. Aile büyüklerinin asıl isimleri seçilerek de Konstantin’in Çocukarı, Detrois’in Çocukları, Sotori’nin Çocukları, Topal Osman Paşa – Namık Kemal kanadı bölümleri ortaya çıktı.

Boğaz’daki Aşiret! şenlikli bir kitap. Ali Fuat Cebesoy’dan Nazım Hikmet’e, Oktay Rifat’tan Refik Erduran’a, Rasih Nuri İleri’den Ali Ekrem Bolayır’a, Zeki Baştımar’dan Sabahattin Ali’ye, Numan Menemencioğlu’ndan Abidin Dino’ya uzanan ilginç akrabalık zinciri. Polonez, Hırvat, Alman, Macar ve Rum kökenli meşhurların, yerlilerle evliliklerinden oluşan “Boğaz’daki Aşiret”in, batılılaşma tarihinde oynadığı roller…

Kimlerin kimlikleri, Çıldırtan çizelgelerle soyağaçları. Ve dipnotlar! Onlar hiç bu kadar sevimli olmamışlardır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

77 ya­şın­da­ki kadın en­gel­li 4 ço­cu­ğu­na ba­kı­yor

Gi­re­sun'da zi­hin­sel en­gel­li 4 ço­cu­ğu­na öz­ve­riy­le bakan 77 ya­şın­da­ki Ayşe Çi­ve­lek, ha­ya­ta ço­cuk­la­rıy­la tu­tu­nu­yor. Ayşe Çi­ve­lek, Yağ­lı­de­re il­çe­si­ne bağlı Ku­ru­ca­lı Ma­hal­le­si'ndeki evin­de eşi Mu­hit­tin, zi­hin­sel en­gel­li ço­cuk­la­rı Meh­met (63), Nevin (55), Ner­min (52) ve Ne­şi­de (50) ile ya­şı­yor. Ço­cuk­la­rı­nın her ih­ti­ya­cıy­la iler­le­yen ya­şı­na rağ­men il­gi­le­nen Çi­ve­lek, çev­re­le­rin­de bu­lu­nan ki­şi­le­rin de tak­di­ri­ni top­lu­yor. Çi­ve­lek, eşi ile küçük yaşta ev­len­di­ği­ni ve 8 çocuk dün­ya­ya ge­tir­di­ği­ni söy­le­di. Ço­cuk­la­rın­dan 4'ünün zi­hin­sel en­gel­li ol­du­ğu­nu if…

Tekerlekli sandalyesi ile 22 yıldır öğretmenlik yapıyor

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Nihat Yayla, 1997 yılında geçirdiği trafik kazasının ardından mesleğini tekerlekli sandalye ile sürdürmeye devam ediyor Giresunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Nihat Yayla, çok sevdiği mesleğini 22 yıldır tekerlekli sandalye ile sürdürüyor. 1997 yılında geçirdiği kaza sonucu yürüme yeteneğini kaybeden Nihat Yayla, hayat hikâyesini anlattı. 1992 yılında gönüllü öğretmen olarak gittiği Batman’dan 1997 yılında bayram iznine gelirken Adana-Şanlıurfa yolu üzerinde geçirdiği trafik kazası sonucu yürüme yeteneğini kaybettiğini belirten Yayla, “Kazanın ardından 1999 yılı sonuna kadar Ankara’da tedavi sürecim oldu. Tedavinin ardından yürüme yeteneğimiz olmadı ama hayatımızı idame ettirecek k…

46 yıllık gazete arşivini gelecek nesiller için saklıyor

  Seyfullah Çiçek, "Gazetelerin bambaşka bir büyüsü var. Kokusu, eline alıp okumak bana bambaşka bir haz veriyor" dedi.   Türkiye'de ve memleketi Giresun'un Görele ilçesinde önemli gördüğü olayların yer aldığı gazeteleri 46 yıldır muhafaza eden Seyfullah Çiçek, arşivinden gelecek nesillerin faydalanmasını istiyor. İstanbul'da yaşayan 69 yaşındaki Çiçek, 1973 yılında İsmet İnönü'nün vefat haberinin yer aldığı "Paşa'yı toprağa veriyoruz" başlıklı Hürriyet gazetesiyle arşive başladı. Sonraki yıllarda Çiçek, Tansu Çiller'in Başbakan seçilmesine ilişkin "Müthiş Zafer" başlıklı Hürriyet gazetesi, PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan'ın yakalanmasının yer aldığı "Kanlı eller artık kelepçeli" başlıklı Akşam gazetesi, 3. Cum…

İlk günkü heyecanla iş yerini açıyor

Giresun'da 47 yıldır bakkallık yapan 90 yaşındaki Bekir Sıtkı Kemal, her gün aynı heyecanla aştığı iş yerinde "veresiye defteri" tutmaktan vazgeçmiyor. Giresun'da yarım asra yakındır aynı yerde bakkal işleten 90 yaşındaki Bekir Sıtkı Kemal, iş yerini açmayı hiçbir zaman ihmal etmiyor. Eynesil ilçe merkezinde 20 metrekarelik bakkal dükkanını 47 yıldır işleten Kemal, ilerleyen yaşına rağmen mesleği bırakmadı. Günlerini bakkal dükkanında geçiren Kemal eski tip teraziden, kalemden ve defterden vazgeçmiyor. Eski bakkalların olmazsa olmazı veresiye defterini Bekir Kemal dükkanı açtığı ilk günden beri tutuyor. Bu defterin kabarıklığı ilk günden beri özellikle fındık hasadı öncesi alınan kumanyalarla arttı, fındığını satan köylülerin ö…

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

1881 yılında Selanik’te doğdu. İlk öğrenimini ve askeri öğrenci olarak orta öğreniminin bir kısmını Selanik’te yaptı. Manastır Askeri Lisesi’ni bitirdi. 1902 yılında Kara Harp Okulu’ndan, 1905 yılında Harp Akademisi’nden mezun oldu. Orduda çeşitli vazifeler aldı. 1913 yılında Sofya’da Ataşe Militer olarak bulundu. Birinci Dünya Harbi sırasında, Çanakkale Muharebelerinde Tümen Komutanı olarak görev yapıı. 1916 yılından itibaren, Doğu ve Güney cephelerinde Kolordu ve Ordu Komutanlığı yaptı. Bitlis ve Muş’u düşman işgalinden kurtaran kuvvetlerin başındaydı. Filistin ve Suriye cephelerinde görev aldı. Mondros Mütarekesi’nden sonra Sevr Anlaşması hükümlerine dayanılarak ülkenin yabancılar tarafından işgali üzerine, son Osmanlı padişahı S…

NEJAT UYGUR

Öğretmen bir annenin ve subay bir babanın üç çocuğundan ortancası olan Uygur, Kilisli sanatçı İsmail Dümbüllü tarafından keşfedilmiş ve meşhur edilmiştir. Eğitimini Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde tamamlamıştır. İlkokulu Siirt, Ezine ve İntepe’de okumuş ve bu dönemde tiyatroya müsamerelerle başlamıştır. Sarıyer, Çanakkale ve Manisa’da ortaokulu tamamladıktan sonra Güzel Sanatlar Akademisi’nin Heykel bölümüne girmiş; fakat mezun olamamıştır. 1943 yılında Sarıyer Halkevi’nde başladığı boksla beraber spora karşı ilgisi artmıştır. Atletizm ve su topu dışında iyi de bir at binicisidir.[1] 1950 yılında Necla Uygur ile hayatını birleştirmiştir. Tiyatroya profesyonel anlamda 1949’da “Nejat Uygur Tiyatrosu” ile adım atmıştır. Nejat Uy…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ