HALİD ZİYA UŞAK­LIGİL-TÜRK EDEBİYATI « Giresun İleri Gazetesi

maltepe escortkurtköy escort

SON DAKİKA

HALİD ZİYA UŞAK­LIGİL-TÜRK EDEBİYATI

Bu haber 17 Mayıs 2021 - 9:39 'de eklendi ve 255 views kez görüntülendi.

Halid Ziya Uşak­lı­gil, 1866 yı­lın­da doğdu; 1945 yı­lın­da 79 ya­şın­day­ken ha­ya­ta göz­le­ri­ni ka­pa­dı. Çağ­daş an­lam­da Türk ro­ma­nı­nın ilk ve ba­şa­rı­lı ör­nek­le­ri­ni veren Halid Ziya, öy­kü­le­rin­de de aynı çiz­gi­yi iz­le­miş­tir. İstan­bul’da doğan Halid Ziya Uşak­lı­gil, kök­le­ri es­ki­le­re uza­nan ve Uşa­ki­za­de­ler diye bi­li­nen Uşak­lı bir aile­den gelen halı tüc­ca­rı Hacı Halil Efen­di’nin oğ­lu­dur. Mer­can ma­hal­le mek­te­bin­de baş­la­dı­ğı il­köğ­re­ni­mi­ni Fatih As­ke­ri Rüş­ti­ye­si’nde sür­dür­dü.10-12 yaş­la­rın­da Leyla ile Mec­nun, Aşık Garip gibi öy­kü­le­rin an­la­tıl­dı­ğı ki­tap­la­rı oku­yan Halid Ziya ba­ba­sıy­la bir­lik­te git­ti­ği Ge­dik­pa­şa’daki Os­man­lı Ti­yat­ro­su’nun oyun­la­rı­nı il­giy­le iz­le­mek­tey­di. Bun­lar onun ede­bi­yat­la kur­du­ğu ilk iliş­ki­ler­di. Daha sonra eği­ti­mi­ni 1878’de İzmir Rüş­ti­ye­si’nde sür­dür­dü. Bu arada özel ders­ler ala­rak Fran­sız­ca da öğ­re­ni­yor­du. Ka­to­lik ra­hip­le­rin yö­net­ti­ği bir papaz oku­lun­da ya­tı­lı oku­ma­ya baş­la­dı. Bu okul­da­ki eği­li­mi Fran­sız kla­sik­le­ri­ni ve çağ­daş Fran­sız ede­bi­ya­tı­nı ta­nı­ma­sı­na yar­dım­cı oldu. Ya­ban­cı di­li­ni ge­liş­ti­ren Halid Ziya Fran­sız­ca­dan çe­vi­ri­ler yap­ma­ya baş­la­dı. Bu arada bazı edebi ya­zı­la­rı­nı İstan­bul’a gön­de­re­rek Ha­zi­ne-i Evrak adlı der­gi­de “Meh­med Halid” adıy­la ya­yım­la­mak­tay­dı. Son sı­nıf­ta okul­dan ay­rı­la­rak bir süre ba­ba­sı­nın ya­nın­da ça­lı­şan Halid Ziya, aynı yıl bir ar­ka­da­şıy­la bir­lik­te Nev­ruz adlı bir dergi ya­yım­la­ma­ya gi­riş­ti. Dı­şiş­le­rin­de görev almak ama­cıy­la İstan­bul’a gitti. Gi­ri­şim­le­ri ba­şa­rı­sız­lık­la so­nuç­la­nın­ca İzmir’e döndü. Daha sonra Os­man­lı Ban­ka­sı’nda ça­lış­ma­ya baş­la­dı. Bir yan­dan da İzmir Rüş­ti­ye­si’nde Fran­sız­ca ders­le­ri ve­ri­yor­du. Halid Ziya Uşak­lı­gil’i Türk ede­bi­ya­tı­nı ba­tı­ya aç­tı­ğı için çok tak­dir edi­yo­rum. Bu ko­nu­da­ki uğ­ra­şı­la­rı tak­di­re şa­yan­dır. Sa­nı­yo­rum bunda en büyük etken onun Fran­sız­ca di­li­ne hakim ol­ma­sı rol oy­nu­yor ola­bi­lir. Ben Halid Ziya’nın sa­de­ce iki ro­ma­nı­nı oku­ya­bil­dim: “Mai ve Siyah” “Aşk-ı Memnu” bu her iki eseri de ke­yif­le oku­dum hatta Mai ve Siyah, sa­de­leş­ti­ril­me­di­ği için beni bir hayli zor­la­dı. Yazar bu ro­ma­nın­da o dö­ne­min basın dün­ya­sı­nı, ga­ze­te­ci­ler, şa­ir­ler, ya­yım­cı­lar ve ya­zar­lar çer­çe­ve­sin­de ele alır. Bu dün­ya­nın ger­çek­le­ri kar­şı­sın­da yenik düşen Ahmed Cemil’in düş­le­riy­le onu git­tik­çe et­ki­si­ne alan ger­çe­ğin ça­tış­ma­sı ro­man­da­ki kur­gu­nun kay­na­ğı­dır. “Mai ve Siyah” iyim­ser­lik ile ka­ram­sar­lı­ğın, amaç­la­nan ülkü ile eko­no­mik zo­run­lu­lu­ğun ça­tış­ma­sı­dır. Şimdi ge­le­lim onun “Aşk-ı Memnu” ro­ma­nı­na: İlk büyük Türk ro­ma­nı kabul edi­len Aşk-ı Memnu ya­za­rın da baş ya­pı­tı­dır. Ro­man­da, zen­gin ama yaşlı Adnan Bey’le pa­ra­sı için ev­le­nen genç ve çok güzel Bih­ter bir süre sonra ko­ca­sı­nın ye­ğe­ni Beh­lül ile yasak bir aşk ya­şa­ma­ya baş­lar. Genç bir in­sa­nın yal­nız­ca zen­gin­li­ğe değil, sev­gi­ye de ge­rek­si­ni­mi ol­du­ğu­nu geç an­la­mış­tır. Ama Beh­lül bu iliş­ki­den bıkıp Adnan Bey’in kızı Nihal’le ev­len­mek is­te­yin­ce, Bih­ter tüm iliş­ki­le­ri­ni açığa çı­ka­rır ve in­ti­har eder.​Nihal ise ba­ba­sı­nın ya­nı­na dö­ne­rek onun­la ya­şa­ma­ya baş­lar. Beh­lül ise kaçar.1909 yı­lın­da Sabah ga­ze­te­sin­de tef­ri­ka edi­len Nesl-i Ahir de kitap ola­rak,1990’da ya­yım­lan­mış­tır. Halid Ziya bu ya­pı­tın­da aşk­tan başka dü­şün­ce ve so­run­la­rı ol­ma­yan, ya­şam­la­rı­nı ça­lış­ma­dan sür­dü­ren hazır yi­yi­ci ve ba­tı­ya öze­nen bir top­lum ke­si­mi­nin ya­şa­mı­nı yan­sıt­mış­tır. Ro­man­da­ki ol­duk­ça kar­ma­şık iliş­ki­ler, ro­ma­nın ki­şi­le­ri ara­sın­da­ki nes­nel ve duy­gu­sal bağ­lan­tı­la­ra us­ta­ca örül­müş tüm ha­re­ket­ler, be­tim­le­me­ler ve ruh çö­züm­le­me­le­ri ola­yın akı­şı­nı hız­lan­dı­ra­cak bi­çim­de, öl­çü­lü ve den­ge­li ola­rak iş­le­miş­tir. Ya­pıt­ta ola­yın örü­lü­şü, dış ve iç dün­ya­la­rın an­la­tı­mın­da­ki denge son de­re­ce yet­kin­dir. Halid Ziya Uşak­lı­gil’in öbür öykü ki­tap­la­rı­nın baş­lı­ca­la­rı şun­lar­dır: Bir Muh­tı­ra­nın Son Yap­rak­la­rı (1889), Bir İzdi­va­cın Ta­ri­hi Mu­aşa­ka­sı (1889), Bir Yazın Ta­ri­hi (1898), Sol­gun Demet (1901), Hep­sin­den Acı (1934), Kadın Pen­çe­si (1939), Ay­rı­ca, Yunan Ta­rih-i Ede­bi­ya­tı (1912), Sa­na­ta Dair (1955, 3 cilt) adlı in­ce­le­me ve de­ne­me ya­pıt­la­rı da var­dır. Ünlü ya­za­rın sa­de­ce iki ese­ri­ni oku­ya­bil­dim. Ya­zı­mın baş­la­rın­da de­ğin­di­ğim gibi; Mai ve Siyah’ı okur­ken biraz zor­lan­dım çünkü kitap sade bir dille ya­zıl­ma­mış­tı; okul yıl­la­rın­da Divan Ede­bi­ya­tı okur­ken de, o Arap­ça ve Fars­ça ke­li­me ve de­yim­ler­den çok zor­luk çe­ki­yor­duk. Fakat Aşk-ı Memnu ol­duk­ça sa­de­leş­ti­ril­miş akıcı bir dille ya­zıl­mış, onun için de hiç zor­luk çek­me­den zevk­le oku­dum. Belki ka­fa­nız­da bir soru işa­re­ti be­lir­miş ola­bi­lir niçin “Halid Ziya” izin ve­rir­se­niz açık­lık ge­ti­re­yim: Türk Ede­bi­ya­tı­nı batı dün­ya­sı­na aç­tı­ğı için, özel ilgi duy­dum; zira Av­ru­pa’da olu­şan; Rö­ne­sans-Re­form-Sa­na­yi Dev­ri­mi- Ay­dın­lan­ma Dö­nem­le­ri, ne yazık ki Os­ma­lı’ya pek yan­sı­ya­ma­mış­tı; bence bu bir öz eleş­ti­ri ko­nu­su, siz hem ba­tı­yı örnek almak is­te­ye­cek­si­niz hem de orada olup bi­ten­le­re il­gi­siz ka­la­cak­sı­nız; bu olmaz. Sağ­lı­cak­la Kalın.

Azmi Durmuş
Azmi Durmuşazmidurmus@hotmail.de