SON DAKİKA

MÜ­MEYYİZ

Bu haber 29 Haziran 2020 - 8:07 'de eklendi ve 194 views kez görüntülendi.

Al­man­ya’ya gel­me­den önce, İzmit mer­kez Ata­türk Oku­lun­da ça­lı­şı­yor­dum. Oku­lu­muz Ko­ca­eli’nin en gözde okul­la­rın­dan bi­riy­di. Ata­türk Oku­lun­da görev yap­mak da bir ay­rı­ca­lık­tı. Hele de benim için daha başka bir önem ta­şı­yor­du; zira okul mü­dü­rüm, hem hem­şe­rim, hem mes­lek­ta­şım, hem de öğ­ret­me­nim İhsan Yı­lan­dil Beydi. İhsan Bey, Gi­re­sun-Bu­lan­cak­lıy­dı. Gi­re­sun, mer­kez Os­ma­ni­ye Köyü il­ko­ku­lun­day­ken öğ­ret­me­nim­di. Ken­di­siy­le ara sıra mek­tup­la­şı­yor­dum. As­ker­li­ği­min bi­ti­min­de İhsan Bey’e yaz­dı­ğım mek­tup­da, öğ­ret­men ol­du­ğu­mu, as­ker­li­ği­mi bi­tir­di­ği­mi, eğer Ko­ca­eli iline ta­yi­ni­mi is­ter­sem, bana yar­dım­cı ola­bi­lir mi diye sor­dum. Me­ka­nı cen­net, ışığı bol olsun; mek­tu­bu­ma uzun bir yanıt verdi İhsan Bey: “Oğlum Azmi, sen ta­yi­ni­ni Ko­ca­eli il em­ri­ne çı­kart; ge­ri­si­ni bana bırak” dedi mek­tu­bun ce­va­bın­da. Se­vin­cim­den uçu­yor gi­biy­dim. Ya­tı­lı oku­ma­dı­ğım için atama di­lek­çem­de ilk sı­ra­ya yaz­dı­ğım ile ta­yi­nim kesin gi­biy­di, öyle de oldu. İhsan Bey, beni kendi oku­lu­na al­dı­ğı gibi, evimi bile tut­muş­tu. İzmit’e gel­di­ğim­de ku­ru­lu bir dü­ze­ne otur­muş­tum. Öğ­ret­me­ni­min okul mü­dü­rüm oluşu da onur­du benim için çok mutlu bir ça­lış­ma or­ta­mım vardı. Gün­ler­den bir gün, il­ko­ku­lu dı­şar­dan bi­tir­mek is­te­yen ye­tiş­kin­le­rin “İlko­kul-Dı­şar­dan-Bi­tir­me Sı­na­vı”nda görev almak üzere “Mü­mey­yiz” se­çil­di­ğim bil­gi­si­ni aldım. Ya­şa­mım­da meğer “Mü­mey­yiz­lik” de var­mış. Her neyse tık­lım tık­lım dolu sınav sa­lo­nu­na gir­dim, sınav so­ru­la­rı­nı da­ğıt­tık ve aday­la­rın kopya çek­me­le­ri­ni ön­le­mek ve sınav yö­net­me­li­ği­ne uygun dav­ran­ma­la­rı­nı sağ­la­mak biz “mü­mey­yiz­le­rin” gö­re­viy­di. Hiç ta­nı­ma­dı­ğım, genç ve çok güzel bir hanım öğ­ret­men gü­lüm­se­ye­rek ya­nı­ma geldi, ken­di­ni ta­nıt­tık­tan sonra: “Hocam, sınav so­nun­da bir­lik­te ça­lı­şa­bi­lir miyiz?” diye sordu. “Neden ol­ma­sın” di­ye­rek, kabul ettim. Sınav bi­ti­min­de mü­mey­yiz­ler iki­şer iki­şer oda­la­ra gi­de­rek sınav ka­ğıt­la­rı­nı in­ce­le­yip, ba­şa­ran, ya da kay­be­den­le­ri tes­pit ede­cek­ti. Bize düşen sınav ka­ğıt­la­rı­nı aldık ve hoca ha­nım­la bir sı­nı­fa gir­dik. Sınav ka­ğıt­la­rı­nı ikiye bö­le­rek, birer ma­sa­ya otur­duk. Hoca hanım bir­den beni ya­nı­na ça­ğır­dı, ka­tı­la ka­tı­la gül­mek­ten de ken­di­ni ala­mı­yor­du. Hoca ha­nı­mın önün­de bir laz va­tan­da­şın ka­ğı­dı du­ru­yor­du. Adil Ye­şil­çay isim­li laz aynen ko­nuş­tu­ğu gibi yaz­mış­tı sınav ka­ğı­dı­na;
“Cel­dim, Cit­tim, Çöprü vs.” Hoca hanım: “Bu laz sınıf ge­çe­bi­lir mi hocam” de­yin­ce, ben hayır ya­nı­tı­nı ver­dim; eğer ko­nuş­ma dili, ya­zı­ya dö­nü­şür­se doğru olmaz. Hoca hanım kaldı yazdı böy­le­ce söz laz­lar­dan açıl­mış­tı, hoca hanım laz­lar üze­ri­ne ne kadar olum­suz­luk­lar varsa hep­si­ni sı­ra­la­dı. Laz­lar üke­la­dır, gi­yin­me­si­ni bil­mez­ler, ko­nuş­ma­sı­nı bil­mez­ler, hakım der­ken b…m der­ler vs.
Belli ki hoca hanım laz­lar­dan hayli dert­liy­di. Neden sonra ken­di­ne geldi ve bana par­ma­ğın­da­ki yü­zü­ğü gös­te­re­rek: “Hocam, sakın beni yan­lış an­la­ma! Ben ev­li­yim ve üs­te­lik de beyim laz onun­la çok mut­lu­yuz. O her na­sıl­sa laz­la­rın için­den bir tane çık­mış bu da benim şan­sım” dedi ve ben “Hoca hanım, bal­ta­yı taşa do­kun­du­ru­yor­su­nuz” de­mi­yo­rum. İnsan­la­rın fikir ve gö­rüş­le­ri­ne say­gı­lı­yım. O anda mü­mey­yiz­le­rin mü­mey­yi­zi, benim okul mü­dü­rüm içeri girdi ba­ba­can bir ta­vır­la: “Ar­ka­daş­lar na­sıl­sı­nız? İşler nasıl gi­di­yor? Bir sorun var mı?” dedi. Belli ki hoca ha­nım­la müdür Beyle çok sa­mi­mi­ler. Hoca hanım bana dö­ne­rek: “Azmi hocam biraz önce sana laz­la­rı an­lat­mış­tım ya işte tipik bir laz ör­ne­ği de İhsan Bey, şunun gö­be­ği­ne bak göm­le­ği­ne, kra­va­tı­na, ayak­ka­bı­sı­na bak işte tam bir laz” de­yin­ce müdür gü­lüm­se­di ve “Kız o ya­nın­da­ki ne­re­li ol­du­ğu­nu sor­dun mu?” de­yin­ce hoca hanım: “Azmi Bey Ka­ra­de­niz­li değil ki” dedi. Müdür, “Kim­li­ği­ne bak” dedi ve içer­den çıktı. Hoca hanım bana döndü: “Azmi Bey, yoksa mü­dü­rün de­di­ği doğru mu?” dedi. “Evet hoca hanım, ben de Ka­ra­de­niz­li­yim.” dedim. Ka­le­mi elin­den fır­la­tan hoca hanım: “Ben çok sa­bır­lı in­san­lar ta­nı­dım ama sizin gi­bi­si­ne ilk defa rast­lı­yo­rum. Aşk olsun Azmi Bey” dedi. Belli ki çok mah­çup ol­muş­tu; “Hocam beni ba­ğış­la­ma­nız için size bir tek­li­fim var” dedi. Ben: “Hoca hanım, ben size da­rıl­ma­dım ama tek­li­fi­ni­zi duy­mak is­te­rim.” de­yin­ce; “Hani bir lazı sı­nıf­ta bı­rak­mış­tık ya işte onu ge­çi­re­lim ve beni af­fe­din.” dedi. Bir ga­ri­ban­dır; onun kal­ma­sı beni de ol­duk­ça üz­müş­tü zaten tamam ge­çi­re­lim dedim ve ge­çir­dik, Adil Ye­şil­çay sa­yem­de sınıf geç­miş oldu dı­şa­rı çık­tım. “Adil Ye­şil­çay kim?” dedim.
Genç bir de­li­kan­lı bana doğru ko­şa­rak geldi ve “Yoksa kal­dım mı hocam” de­yin­ce, ben “Geç­tin ama bun­dan sonra cel­dim cit­tim yazma söz mü” dedim “Yaz­mı­ya­ca­ğum” dedi. Kalın sağ­lı­cak­la.

Azmi Durmuş
Azmi Durmuşazmidurmus@hotmail.de