SON DAKİKA

Fındık para basıyor!

EKONOMİ, Genel, GÜNDEM

MÜFETTİŞ

Bu haber 08 Temmuz 2019 - 10:37 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Dünya kla­sik ya­zar­la­rı ara­sın­da da haklı ola­rak önem­li ye­ri­ni alan ünlü, Uk­ray­na­lı Ro­man­cı ve ti­yat­ro ya­za­rı Ni­ko­lay Va­sil­ye­viç Gogol’un “Mü­fet­tiş” isim­li ko­me­di­si­ni zevk­le ve he­ye­can­la oku­dum; çok et­ki­len­dim ve mutlu oldum.
Mizah an­la­yı­şı, ger­çek­çi tu­tu­mu ve çok canlı an­la­tı­mıy­la Rus ede­bi­ya­tın­da önem­li bir ye­ni­li­ğin ön­cü­sü olmuş Gogol, ama ne yazık ki sa­de­ce 43 yıl ya­şa­ya­bil­miş. Daha fazla ömrü ol­say­dı, belki de başka bir­çok esere imza ko­ya­cak­tı. Her neyse, Rusya’nın ücra bir kö­şe­sin­de bu­lu­nan, Pe­ters­burg’a (bu­gün­kü Le­ning­rad) hayli uzak bir ka­sa­ba­da ge­çi­yor bu güzel ko­me­di. Halk ara­sın­da ağız­dan ağıza do­la­şan ve ka­sa­ba hal­kı­nı ol­duk­ça te­dir­gin eden bir dedi kodu do­laş­mak­ta­dır. Bu söy­len­ti­ye göre ka­sa­ba­nın kay­ma­ka­mı başta olmak üzere, tüm dev­let da­ire­le­ri­ni de­net­le­mek için bir mü­fet­tiş ge­le­cek­tir. Ka­sa­ba­nın tüm me­mur­la­rı büyük bir telaş ve korku için­de­dir; çünkü “Çiğ ye­miş­ler­dir ve mi­de­le­ri ağ­rı­mış­tır.” böy­le­ce. Ka­sa­ba­nın kenar semt­le­rin­den bi­rin­de bu­lu­nan bir handa kim­se­nin ta­nı­ma­dı­ğı, ol­duk­ça şüp­he­li dav­ra­nış­lar ser­gi­le­yen bir müş­te­ri, yöre hal­kı­na göre, mü­fet­tiş ola­bil­me özel­lik­le­ri­ni ta­şı­mak­ta­dır. Bu gi­zem­li müş­te­ri, han­cı­ya para bile öde­mez. Bu dav­ra­nı­şı onun mü­fet­tiş olma ih­ti­ma­li­ni daha da güç­len­di­rir. Bunun üze­ri­ne, çok büyük yol­suz­luk­la­rı olan kay­ma­kam o hana gelir ve o şüp­he­li şa­hıs­la ko­nu­şa­rak, onun mü­fet­tiş olup ol­ma­dı­ğı­nı araş­tır­mak ister. Yap­tı­ğı ko­nuş­ma so­nu­cu bu gi­zem­li ki­şi­nin mü­fet­tiş olma ih­ti­ma­li­ne kay­ma­kam adı gibi inan­mış­tır artık. Bu mü­fet­ti­şin ka­sa­ba­da­ki de­net­le­me­le­ri­ni kendi ya­ra­rı­na çe­vir­mek için, bir çeşit rüş­vet, ni­te­li­ğin­de, onun han­da­ki tüm borç­la­rı­nı öde­dik­ten sonra, mü­fet­ti­şi evine mi­sa­fir gö­tü­rür. Bu çok önem­li konuk en iyi şe­kil­de ağır­la­na­cak; hiz­met­te en ufak bir kusur bile ya­pıl­ma­ya­cak­tır; öyle de olur. Ye­mek­ler yen­dik­ten sonra, iç­ki­li soh­bet baş­lar. Kay­ma­ka­mın güzel ka­rı­sı ve kızı bu gi­zem­li ko­nu­ğu bir sinek gözü ile in­ce­ler­ler ve onu ken­di­le­ri­ne hay­ran bı­rak­mak için el­le­rin­den gelen her şeyi de­ner­ler ve bunda da ol­duk­ça ba­şa­rı­lı ol­muş­lar­dır; zira anne ile kızı ol­duk­ça ho­var­da bir ya­pı­ya sa­hip­tir­ler. Gi­zem­li mi­sa­fir kay­ma­ka­mın evin­de bir­kaç gün kal­mış; bunu duyan ka­sa­ba halkı ve me­mur­lar el­le­rin­de dolu di­lek­çe­ler ve şi­ka­yet lis­te­le­ri ile hemen her gün kay­ma­ka­mın ka­pı­sı­nı aşın­dır­mak­ta­dır­lar. Mü­fet­tiş önüne gelen hemen her­kes­ten ödünç para ister; o üç is­ter­se, onlar beş verir; so­nuç­ta ka­sa­ba­da bir tef­tiş söz ko­nu­su­dur ve el­le­ri buna mah­kum­dur. Mü­fet­tiş ce­bi­ni ve cüz­da­nı­nı tıka basa pa­ray­la dol­du­rur; fakat gözü hala doy­ma­mış­tır. Ka­sa­ba­lı­lar ta­ra­fın­dan ol­duk­ça fazla ilgi gören mü­fet­tiş, kay­ma­ka­mın ka­rı­sı ve kı­zıy­la flört et­mek­ten de geri kal­maz. Kay­ma­kam bunu sez­di­ği halde se­si­ni çı­kar­maz; so­nuç­ta bu işi yapan yük­sek rüt­be­li bir me­mur­dur ve ile­ri­de işine ya­ra­ya­cak­tır. Ay­rı­ca kay­ma­kam büyük ge­lecek ha­yal­le­ri kurar; hatta kı­zı­nı hiç te­ret­tüt et­me­den mü­fet­ti­şe ni­şan­lar. Mü­fet­ti­şin ora­dan ay­rıl­ma za­ma­nı gel­miş­tir artık; ay­rıl­ma­dan önce yakın bir dos­tu­na ka­sa­ba­da ya­şa­dık­la­rın­dan uzun uzun yaz­mış­tır mek­tup­ta. Pos­ta­ya ver­di­ği mek­tu­bu şüp­he­li gören posta mü­dü­rü açıp oku­du­ğun­da, göz­le­ri­ne ina­na­maz; ko­şa­rak kay­ma­kam­lı­ğa gider ve her­ke­sin hu­zu­run­da ha­ka­ret dolu mek­tu­bu ses­li­ce okur; o ka­sa­ba­da onu mü­fet­tiş zan­net­tik­le­ri­ni, ona büyük saygı duy­duk­la­rı­nı, hatta çok para da ver­dik­le­ri­ni, kay­ma­kam başta olmak üzere hemen her­ke­sin saf ol­du­ğu­nu yaz­mış­tır mek­tup­ta; kay­ma­ka­mın ka­rı­sı ve kı­zıy­la yap­tı­ğı flör­tü de övü­ne­rek yaz­ma­yı ihmal et­me­miş­tir. Mek­tup ele geç­ti­ğin­de, mü­fet­tiş kı­lık­lı memur çok­tan ay­rıl­mış­tır ka­sa­ba­dan; her şey artık çok geç ol­muş­tur, “Atı alan da Üs­kü­dar’ı çok­tan geç­miş­tir.”
Tam o sı­ra­da bir jan­dar­ma ge­le­rek ger­çek mü­fet­ti­şin gel­di­ği­ni ve kay­ma­kam­la gö­rüş­mek is­te­di­ği­ni bil­di­rir ve perde ka­pa­nır; bu ola­ğan üstü güzel ko­me­di de böy­le­ce sona erer. Gogol bu ünlü ko­me­di­siy­le o ka­sa­ba­da­ki yol­suz­luk ve rüş­vet re­za­le­ti­ni en güzel şe­kil­de yo­rum­la­mış ve bu­nun­la bir­çok önem­li me­saj­lar ver­miş­tir. Bu­ra­da gö­rü­yo­ruz ki; bir yazar boşu bo­şu­na dünya kla­sik­le­ri ara­sı­na gir­me­miş ve haklı ola­rak da büyük bir üne ka­vuş­muş­tur.
İyi ki böyle ünlü ya­zar­lar var ve biz bun­la­rı oku­yup yo­rum­la­ya­bi­li­yo­ruz; böy­le­ce far­kın­da­lık oluş­tu­ru­yo­ruz, keşke her­kes oku­yup, böy­le­ce sor­gu­la­ma­yı, ir­de­le­me­yi ve far­kın­da­lı­ğı öğ­ren­se; ne güzel olur­du.
Kalın sağ­lı­cak­la saygı değer oku­yu­cu­la­rım; bir daha ki köşe ya­zım­da bu­luş­mak ümi­diy­le.

Azmi Durmuş
Azmi Durmuşazmidurmus@hotmail.de