SON DAKİKA

KAY­BETTİĞİMİZ İKİ ÖĞ­RET­MEN AR­KA­DA­ŞI­MI­ZIN ANI­SI­NA

Bu haber 16 Aralık 2019 - 10:38 'de eklendi ve 328 views kez görüntülendi.

Bun­dan bir süre önce Ber­lin’de kay­bet­ti­ği­miz öğ­ret­men ar­ka­da­şı­mız, Ahmet Kaya ve eşi Ka­fi­ye Kaya, Ber­lin’in orta de­re­ce­li okul­la­rın­da müzik öğ­ret­men­li­ği ya­pı­yor­lar­dı.
İkisi de hemen her­ke­sin say­dı­ğı ve sev­di­ği ki­şi­ler­di. Bu ar­ka­daş­la­rı­mız, okul ça­lış­ma­la­rı dı­şın­da, Ber­lin Türk der­nek­le­rin­de ko­ro­lar da ça­lış­tı­rı­yor­lar­dı.
On­la­rın anı­sı­na üç anek­tot pay­laş­mak is­ti­yo­rum: Benim de üyesi bu­lun­du­ğum bir der­nek­te “Türk Sanat Mü­zi­ği Ko­ro­su” ça­lış­tı­rı­yor­du Ahmet Bey. Koro ça­lış­ma­sı­nın bir bö­lü­mün­de bir koro ele­ma­nın­dan ses ver­me­si­ni is­te­di; ses ver­me­si ge­re­ken koro ele­ma­nı yan­lış ses ve­rin­ce, Ahmet Bey, “Size bir şey an­lat­mak is­ti­yo­rum ar­ka­daş­lar” dedi ve an­lat­ma­ya baş­la­dı: Ünlü Müzik Üs­ta­dı Bach 20 katlı yük­sek bir bi­na­nın 18. ka­tın­da koro ça­lış­ma­sı ya­pı­yor­muş; sa­lon­da bu­lu­nan bir köpek hav­la­yın­ca onu 18. katın pen­ce­re­sin­den aşağı atmış.
Hay­re­te düşen koro ele­man­la­rı: “Üstat kö­pe­ği niçin pen­ce­re­den at­tı­nız” diye so­run­ca: “Yan­lış ses verdi” demiş. Bizim ko­ro­da­ki yan­lış ses veren koro ele­ma­nı ku­la­ğı­ma fı­sıl­da­ya­rak: “Hoca o hi­ka­ye­yi şimdi niçin an­lat­tı ki” diye so­run­ca; ben: “Sen dua et ki; biz zemin kat­ta­yız; yoksa sen de çok­tan pen­ce­re­den aşağı atıl­mış­tın.” de­yin­ce bütün koro ele­man­la­rı kah­ka­ha ile gül­me­ye baş­la­dı­lar, hatta ara­la­rın­dan ba­zı­la­rı o ele­ma­na; Müzik üs­ta­dı Bach’ın kö­pe­ği bile de­di­ler.
Mer­hum Ahmet Bey’in an­la­ta­rak he­pi­mi­zi kah­ka­ha­la­ra boğ­du­ğu ikin­ci an­la­tı­mı da şöy­ley­di: Ahmet Bey, öğ­ret­men­li­ği­nin ilk yıl­la­rın­da eşi Ka­fi­ye Ha­nım­la ev­le­nir­ler. Daha çi­çe­ği bur­nun­da yeni evli iken, bal ayına bile git­me­den Ahmet Bey’in eşi Ka­fi­ye Hanım, önem­li bir iş ge­re­ği mem­le­ke­ti Rize’ye git­mek zo­run­da kal­mış bunun üze­ri­ne Ahmet Bey, akşam sabah “Anna Belli” şi­iri­ni oku­yor ve eşi Ka­fi­ye Ha­nı­mın öz­le­mi­ni bu­nun­la gi­der­me­ye ça­lı­şı­yor­muş. Bir­gün şehre çı­kı­yor Ahmet Bey; şe­hir­de ge­zer­ken bir kızla ta­nı­şı­yor, kız elini uza­ta­rak: “Adım Anna Bell” diyor; bu du­ru­ma çok şa­şı­ran Ahmet Bey de ken­di­ni ta­nı­tır­ken “Benim adım da Ahmet” de­yin­ce, kız da çok şa­şı­rı­yor ve Ahmet Bey’e, niçin şa­şır­dı­ğı­nı so­run­ca, Ahmet Bey, yeni ev­len­di­ği eşi mem­le­ke­ti Rize’ye git­ti­ği için, hemen her­gün “Anna Belli” şi­iri­ni oku­ya­rak te­sel­li bul­du­ğu­nu, şimdi de Anna Bell isim­li bi­ri­ne rast­la­mak beni çok şa­şırt­tı; diyor. Bu kez sorma sı­ra­sı Ahmet Bey’de: “Peki, siz niçin şa­şır­dı­nız ki?” diye so­run­ca; Kız: “Benim kö­pe­ği­min adı Ahmet; ben de onun için çok şa­şır­dım” diyor.
An­la­ta­ca­ğım üçün­cü anek­tot da şöyle: Ka­fi­ye Ha­nı­mın Ber­lin Şe­hit­lik Ca­mi­isi önün­de ce­na­ze na­ma­zı kı­lı­nır­ken, Ka­fi­ye Ha­nı­mın bütün öğ­ret­men ar­ka­daş­la­rı, diğer ta­nı­dık, ak­ra­ba, dost­la­rı ka­dın­lı er­kek­li, ce­na­ze na­ma­zı kıl­mak is­te­yin­ce, Ca­mi­inin imamı: “Ka­dın­lar ke­na­ra çe­kil­sin; çünkü ce­na­ze na­ma­zı kı­lı­na­cak.” de­yin­ce, ce­ma­atın için­den bi­ri­si yük­sek sesle: “ Ka­dın­lar bu­ra­da ka­la­cak ve ce­na­ze na­ma­zı­nı onlar da bir­lik­te kı­la­cak; rah­met­li­nin va­si­ye­ti var, “ de­yin­ce, imam efen­di hiç se­si­ni çı­kar­ma­dan ce­na­ze na­ma­zı­nı kıl­dır­dı.
Böy­le­ce ben de öm­rüm­de ilk kez ka­dın­lar­la bir­lik­te ce­na­ze na­ma­zı kıl­dım. Bu da benim için ilk­ler­den biri oldu.
Bana so­rar­sa­nız ce­na­ze na­ma­zı, ka­dın­lı er­kek­li kı­lın­ma­lı; o du­rum­da da ha­ram­lık, se­lam­lık olmaz. Ol­ma­ma­lı… Hem “Kadın Erkek Eşit­li­ği”nden söz ede­cek­si­niz; hem de ken­di­niz ayı­rım ya­pa­cak­sı­nız, bu çe­liş­ki­li bir durum ar­ze­der, so­nuç­ta 21. inci yüz­yıl­da ya­şı­yo­ruz; çağa uyul­ma­lı çağın ge­rek­le­ri ye­ri­ne ge­ti­ril­me­li diye dü­şü­nü­yo­rum.
Saygı değer öğ­ret­men ar­ka­daş­la­rı­mız Ka­fi­ye Kaya ve Ahmet Kaya çif­ti­ne, “Me­ka­nı­nız cen­net ışı­ğı­nız bol olsun” di­yo­rum.
Kalın sağ­lı­cak­la saygı değer oku­yu­cu­la­rım; bir daha ki köşe ya­zım­da bu­luş­mak ümi­diy­le.

Azmi Durmuş
Azmi Durmuşazmidurmus@hotmail.de