SON DAKİKA

GIL­GA­MIŞ

Bu haber 27 Mayıs 2019 - 11:21 'de eklendi ve 3 views kez görüntülendi.

Mi­to­lo­ji­ye karşı olan tut­kum ve me­ra­kım gün­den güne bir çığ gibi ar­tı­yor­du. Yunan Mi­to­lo­ji­si başta olmak üzere, Mısır Mi­to­lo­ji­si, Roma Mi­to­lo­ji­si, Me­zo­po­tam­ya Mi­to­lo­ji­si, İskan­di­nav Mi­to­lo­ji­si, Çin Mi­to­lo­ji­si vs. der­ken, bir hayli mi­to­lo­jik bil­gi­ler elde ettim; bu uğ­ra­şı so­nu­cun­da.
Bun­la­rın için­de, beni en çok il­gi­len­di­ren ve dik­ka­ti­mi çeken Me­zo­po­tam­ya Mi­to­lo­ji­si oldu. Bu­gün­kü ya­zım­da, “Gıl­ga­mış”ı ka­le­me almak is­ti­yo­rum. Ola­ğan üstü, çok güçlü, düş­kün ve fa­kir­le­rin dostu, zen­gin­le­ri ise sor­gu­la­yan, eleş­ti­ren, in­san­cıl, hü­ma­nist bir ya­pı­ya sahip olan “Gıl­ga­mış”a bu çok üstün özel­lik­le­rin­den ötürü Tan­rı­ça İştar sı­rıl­sık­lam aşık olur; gel gör ki;
“Gıl­ga­mış” Tan­rı­ça’nın aş­kı­na olum­lu yanıt ver­mez; tam ter­si­ne: “Ben eşimi ken­dim se­çe­rim; ve bir baş­ka­sı­nın seç­ti­ği kişi ise asla olmam” de­yin­ce, Tan­rı­ça “İştar” bunu ken­di­si­ne ha­ka­ret sayar ve gurur me­se­le­si ya­pa­rak, “En­ki­du” isim­li, çok güçlü bi­ri­ni, “Gıl­ga­mış”ı öl­dür­me­si için gö­rev­len­di­rir. “Gıl­ga­mış”ın ya­şa­dı­ğı böl­ge­ye gelen “En­ki­du” onun nasıl bir insan ol­du­ğu­nu araş­tır­ma amaç­lı her­ke­se sorar; fakat, her kime sor­duy­sa “Gıl­ga­mış”ı bir Allah’ın kulu kötü demez; tam ter­si­ne, onun çok iyi bir insan ol­du­ğu­nu, fakir ve yok­sul­la­rı ko­ru­yan, zen­gin­le­ri ise sor­gu­la­yan bir ki­şi­lik ol­du­ğu­nu söy­ler­ler.
Bunun üze­ri­ne “Gıl­ga­mış”ı öl­dür­mek­ten vaz­ge­çen “En­ki­du” onun hu­zu­ru­na çı­ka­rak; ken­di­si­ni ona ta­nı­tır: “As­lın­da, ben seni öl­dür­mek için, Tan­rı­ça “İştar” ta­ra­fın­dan gö­rev­len­di­ril­miş­tim; ama seni kime sor­dum­sa, hiç­bir kim­se­ye kö­tü­le­te­me­dim; onun için de seni öl­dür­mek­ten vaz­geç­tim. Eğer sen de kabul eder­sen, ar­ka­daş ola­lım; gü­cü­mü­zü, hak­sız­lık­la­ra, yol­suz­luk­la­ra, za­lim­le­re karşı bir­leş­ti­rip, on­lar­la hak ve ada­let uğ­ru­na sa­va­şa­lım.” de­yin­ce, “Gıl­ga­mış” bu cazip tek­li­fi se­ve­rek kabul eder ve can­dan iki ar­ka­daş olur­lar. Bunu duyan Tan­rı­ça “İştar” si­ni­rin­den küp­le­re biner: “Ben çok güçlü bir Tan­rı­ça­yım ve sözüm buna rağ­men tu­tul­ma­dı; kim daha güçlü imiş, gö­re­lim, ba­ka­lım” der ve bu defa, on­la­rın iki­si­ni bir­den öl­dür­mek için, mu­az­zam güçlü bir devi gö­rev­len­di­rir. “Gıl­ga­mış” ve “En­ki­du” iki güçlü ar­ka­daş ola­ğan üstü güç­le­ri­ni bir­leş­ti­re­rek kor­kunç devi de öl­dür­me­yi ba­şa­rır­lar.
Yine malup olan Tan­rı­ça “İştar” bu kez on­la­ra ölüm­cül bir has­ta­lık gön­de­rir. Bu ölüm­cül has­ta­lık “Gıl­ga­mış”a etki ede­mez; fakat “En­ki­du”yu öl­dü­rür. Canı gibi sev­di­ği ar­ka­da­şı, kader yol­da­şı olan “En­ki­du”nun ölümü “Gıl­ga­mış”ı son de­re­ce üzer ve onun için kanlı göz yaş­la­rı akı­tır. Bu kor­kunç olay “Gıl­ga­mış”ı ölüm­süz­lü­ğün ça­re­le­ri­ni ara­ma­ya sevk eder. Onun için tek çare artık ölüm­süz­lük­tür. Uzun bir zaman sorup so­ruş­tur­ma so­nu­cu, ni­ha­yet ulu bir va­di­de gün gör­müş bir ih­ti­ya­ra rast­lar “Gıl­ga­mış”. Ölüm­süz­lük bit­ki­si­nin ye­ri­nin ta­ri­fi­ni ondan alır ve oraya yön­le­nir. Bit­ki­yi al­dık­tan sonra geri dönüş yo­lun­da, ya­kı­cı bir güneş ışığı al­tın­da yü­rür­ken, yol ke­na­rın­da, serin bir göl görür; o gölde yü­ze­rek se­rin­le­mek ister; ölüm­süz­lük bit­ki­si­ni bir ke­na­ra koyar ve göle dalar; “Gıl­ga­mış” Göl çı­kı­şın­da, bir de ne gör­sün? O de­ğe­ri­ne paha bi­çil­me­yen bit­ki­yi, zalim bir yılan ye­me­miş mi? İş işten geç­miş­tir artık. Ya­pı­la­cak bir şey kal­ma­mış­tır. “Gıl­ga­mış”ta böy­le­ce ölüm­süz­lü­ğü ba­şa­ra­ma­mış­tır; “Gıl­ga­mış”ı bu­ra­da bi­tir­dik­ten sonra, biraz da diğer böl­ge­le­rin mi­to­lo­ji­le­ri­ne kı­sa­ca göz ata­lım. Oku­lum­da Peter isim­li bir tarih öğ­ret­me­ni vardı. Peter’in fel­se­fe ve mi­to­lo­jik bil­gi­si hayli fazla ol­du­ğu için he­pi­miz ona fi­lo­zof Peter der­dik. Mi­to­lo­ji ko­nu­sun­da Peter’den çok şey öğ­ren­dim: Me­se­la; Roma ve Yunan Mi­to­lo­ji­le­ri ara­sın­da­ki en be­lir­gin farkı bana Peter öğ­ret­ti; sağ olsun. Yunan Mi­to­lo­ji­sin­de­ki Tan­rı­lar, kul­la­rı için hiç­bir şey yap­ma­dık­la­rı halde, on­lar­dan kar­şı­lık­sız kul­luk bek­ler­ken; Roma Mi­to­lo­ji­si Tan­rı­la­rı, önce kul­la­rı­na en önem­li yar­dım­la­rı­nı sunar, yani Tan­rı­lık­la­rı­nı ka­nıt­la­yıp, Tan­rı­lı­ğı hak et­tik­ten sonra, on­lar­dan kul­luk bek­ler­ler­miş. Peter’e ne kadar te­şek­kür etsem yine de azdır; o tam bir öğ­ret­men­di; ku­lak­la­rı çın­la­sın.
Bil­di­ği­niz gibi Mi­to­lo­ji­ler ağız­dan ağıza ak­ta­rı­lır­ken, de­ği­şi­me uğ­rar­lar. Ünlü Yunan ya­za­rı Ho­me­ros, Mi­to­lo­ji­le­ri ka­le­me al­mak­la çok önem­li bir mis­yon yük­len­miş ve bu de­ği­şi­mi böy­le­ce ön­le­miş; onun için de dün­ya­ca üne ka­vuş­muş­tur; haklı ola­rak. Mi­to­lo­ji­ler, top­lum­la­rın kül­tür ve me­de­ni­yet­le­rin­de çok önem­li rol­ler oy­nar­lar. İyi ki Mi­to­lo­ji­ler var. Kalın sağ­lı­cak­la…
Kalın sağ­lı­cak­la saygı değer oku­yu­cu­la­rım.

Azmi Durmuş
Azmi Durmuşazmidurmus@hotmail.de