SON DAKİKA

GEÇMİŞİ İLE ÖVÜNMEK

Bu haber 07 Ekim 2019 - 10:10 'de eklendi ve 12 views kez görüntülendi.

Dünyada geçmişi ile övünmeyen pek az ülke vardır, bence. Bundan doğal da başka bir şey olamaz. Ancak çok iyi tanıdığım ve bildiğim bazı ülkeler var ki, geçmişleriyle övünürken mangalda kül bırakmazlar; fakat gerek kültürleriyle, gerek anane, gelenekleriyle, gerekse bilim ve teknolojiye olan bakış açıları ve sosyal yaşamlarıyla geçmişlerine hiç bir zaman layık olamamışlardır; bunun için de en ufak bir çabaları bile yoktur.

Sözünü ettiğim bu ülkeleri merak ettiniz değil mi? Sizi uzun süre merakta bırakmamak için hemen yazacağım. Bana göre, gözlemlediğim kadarıyla, bunların sayıları üç ve üç ayrı kıtada yer alıyorlar: “Yeter artık; şu merakımızı nihayet gider.” dediğinizi duyar gibiyim.

Benim kanımca bu ülkeler; Afrika Kıtasında, Mısır, Asya’da İran ve Avrupa Kıtası’nda ise Yunanistan’dır. Bu üç Kıta’nın üç ülkesinin öyle asil, öyle başarılarla dolup taşan tarihi geçmişleri var ki, bunları bütün dünya ve tarih, tartışmasız ve gerçek olarak tanımlıyor ve kabul ediyor.

Bildiğiniz gibi, Mısır kuzey Afrika’da Nil nehrinin çok verimli deltasına kurulmuş ve geçmişte çok büyük başarılara imza koymuştur. Bu başarılar sayılmakla bitmez; bugün hala nasıl inşa edilişinin sırrı henüz çözülememiş, dünyaca ünlü Mısır Piramit’leri dünyanın her yerindeki okullarda ders olarak okutulan Mısır Mitolojisi, Mısır Kültürü, Mısır Medeniyeti, Mısır Felsefesi, sayısız Mısırlı bilim adamları, tarihte okutulan ünlü Mısır Firavunlarının yönetim şekli, komşuları ile üstün ve saygın yönetimleri olan Firavunlar. Bilindiği gibi, Mısır’ın son kadın Firavun’u Kleopatra’dır. Birçokları Kleopatra’nın çok güzel bir kadın olduğunu sanırlar; oysa o dişi Firavun çok da güzel olmamakla birlikte, son derece seksi ve çekiciliği olan, her erkeği kolayca kendisine aşık etmeyi başaran dişi bir kaplan gibidir. Tarihten edindiğimiz bilgilere dayanarak, Kleopatra’nın erkek kardeşiyle arasında çıkan bir anlaşmazlığı düzeltmek için, o amanın Roma İmparatoru Sezar Mısır’a gelir; bir salona alınır, orada Kleopatra’yı beklerken, birkaç erkeğin omuzunda dürülü bir halı getirilir ve halı Sezar’ın bulunduğu salonda açılacak şekilde yuvarlanır; halının içinden anadan doğma çırılçıplak Kleopatra bir aşk Tanrıçası gibi çıkar. Bunu görünce gözlerine inanamayan Sezar ona hemen oracıkta aşık olur. Hikaye çok uzun olduğu için, kısa keselim. Bu olaydan sonra Mısır ile Roma devlet ilişkileri harmonik bir hava içinde yaşamaya devam eder. Şimdi gelelim İran’a; Onlar da geçmişlerini anlatmakla bitiremiyorlar. “Biz Perslerin torunlarıyız; asil bir geçmişimiz var; bunu herkes böyle bilsin.” derken, burunları havada, nerede ise Hazar Denizi’nin mavi sularını burunlarına çekip, bununla dünyayı sulayacaklar. Ne Türkleri, ne de Arapları severler. Bunda sanıyorum tarihin biriktirdiği kinler var. Perslerin soylu, savaşçı ve çağdaş oldukları tarihi bir gerçektir; ancak acaba bugünkü İran’ın eski Perslerle yakından, uzaktan bir benzerliklerini görebilir misiniz? Bence hayır, zira bugünün İran’ında hala suçlu bulunan bir kadın taşlanarak öldürülüyor. Bir kadınla bir erkek eğer nikahlı değillerse bir odada yalnız kalamıyor. Gazetede okumuştum. Ünlü bir İtalyan bayan yazar yanındaki erkek tercümanı ile İran’a gidiyor. “Bir kadınla bir erkek nikahlı olmadan bir odada kalamaz; yasalarımız bunu engeller” diyorlar İranlılar. Bunun üzerine bayan yazar tercümanı ile evlenmek zorunda kalıyor. Bu çok gülünç bir durum. Öte yandan İran’da hala birkaç günlüğüne evlenilebiliyor. Buna da “Muta” diyorlar. Bence bu durum fuhuşun legalizesidir kabul edilemez. Bu çağ dışı yöntemlerin Perslerle yakından, uzaktan alakası yoktur, olamaz da. Yunanistan’a gelelim şimdi; onların da öyle asil bir geçmişleri var ki; örneklerle bitmeyecek kadar güzel ve çok: Yunan Demokrasisi mi, Yunan Medeniyeti mi, Yunan Kültürü mü, Yunan Felsefesi mi, Yunan Mitolojisi mi dersiniz? Yunanistan’ın geçmiş tarihi, bugün dünya tarihinde hala çok büyük bir yer kaplıyor. Sokrates mi; Platon mu, Aristo Thales mi dersiniz, Yunan Felsefesinin değerli filozofları bunlar. Yunan Mitolojisi deyince, Avrupa’da hala akar sular duruyor. Tanrıların babası Zeus deyince herkes hayranlık duyuyor hala. Mitolojiden öğrendiğimize göre Avrupa’nın ismini bile Zeus bulmuş. Bugün ki Yunanistan’a ne dersiniz? Avrupa Birliği olmasa açlarına ölecekler.

Kalın sağlıcakla saygı değer okuyucularım; gelecek köşe yazımda buluşmak ümidiyle.

Azmi Durmuş
Azmi Durmuşazmidurmus@hotmail.de