SON DAKİKA

AV­RU­PA’YA ESİR OLA­RAK GELDİLER, VA­TAN­DAŞ OLA­RAK KAL­DI­LAR

Bu haber 06 Ocak 2020 - 10:34 'de eklendi ve 454 views kez görüntülendi.

Ta­raf­sız ola­rak ya­zı­lan Av­ru­pa Ta­ri­hi­ni oku­yup, ger­çe­ği öğ­ren­dik­çe, Tür­ki­ye’deki tarih öğ­ret­men­le­ri­me elim­de ol­ma­dan da­rı­lı­yo­rum. Neden mi? Ta­ri­hi­mi­zi biz öğ­ren­ci­le­re an­la­tır­ken, sa­de­ce ka­zan­dı­ğı­mız sa­vaş­la­rı, övüne, övüne an­la­tı­yor­lar; kay­bet­tik­le­ri­mi­zi ise üstün körü ge­çi­yor­lar­dı. Öğ­ren­ci­lik yıl­la­rım­da­ki ar­ka­daş­la­rı­mız çok iyi bi­lir­ler ki: Bal­ta­cı Meh­met Paşa’nın Rus Ça­ri­çe­si Ka­ta­ri­na ile ça­dır­da yap­tık­la­rı, ya da Yavuz Sul­tan Selim’in İran Şahı’nın ha­nı­mı ile iliş­ki­si övüne, övüne an­la­tı­lır­dı; biz­ler de şaş­kın, şaş­kın uta­na­rak din­ler­dik. Oysa ye­nil­di­ği­miz ve yüz­ler­ce esir ver­di­ği­miz bir II. Vi­ya­na ku­şat­ma­sı var ta­rih­te.
II. Vi­ya­na Ku­şat­ma­sı so­nu­cu geri çe­ki­len Os­man­lı Or­du­su’nun ar­dın­dan Ma­ca­ris­tan’ı kısa sü­re­de ele ge­çi­ren Avus­tur­ya- Al­man­ya bir­lik­le­ri, çok sa­yı­da aris­tok­rat Türk aile­si­nin hanım ve kız­la­rı­nı esir ola­rak Al­man­ya’ya ge­tir­di. Av­ru­pa or­du­la­rı­na esir düşen yüz­ler­ce Türk kı­zın­dan ba­zı­la­rı ki­li­se­ler­de Hris­ti­yan edi­lip Al­man­lar ile ev­len­di­ril­di. 1683 yılı Vi­ya­na boz­gu­nu başta olmak üzere, Budin, Mohaç, Belg­rad, Sa­lan­ka­men ve Zenta sa­vaş­la­rı so­nun­da gerek şe­hir­ler­de­ki soylu Türk aile­le­rin kız­la­rın­dan, ge­rek­se, Os­man­lı aris­tok­rat ve as­ker­le­ri­nin aile fert­le­rin­den çok sa­yı­da Türk ka­dı­nı­nın esir ola­rak Al­man­ya’ya ge­ti­ril­di­ği tozlu ar­şiv­ler­de ye­ra­lı­yor. 1683 son­ra­sı Türk­le­rin Av­ru­pa’daki ge­le­ce­ği için kı­rıl­ma nok­ta­sı­dır. Tek­ra­ra gerek yok­tur; net şe­kil­de kay­be­den Os­man­lı’dır. Gu­rur­dan olsa ge­re­kir; Türk ta­ra­fın­da şehit ve ya­ra­lı sa­yı­la­rı­nı yazan ne­den­se esir­ler­den pek bah­set­mez­ler. Vi­ya­na Ku­şat­ma­sı’nın perde ar­ka­sın­da­ki bir grup “Esir Türk Ka­dı­nı” ta­ri­hin ka­ran­lı­ğın­da kay­bo­lup git­miş­ler­dir. Türk ta­rih­çi­le­ri­nin pek bah­set­me­di­ği yüz­ler­ce Türk ka­dı­nı, Bav­ye­ra ve Baden Würt­tem­berg’deki ki­li­se­ler ta­ra­fın­dan vaf­tiz edi­lip, Hris­ti­yan adı ve­ri­le­rek adı şanı bi­lin­me­yen yer­ler­de kay­bo­lup git­ti­ler. Adet ol­ma­dı­ğı halde, II. Vi­ya­na sa­va­şın­da bir­çok dev­let adamı aile­le­ri­ni de savaş mey­da­nı­na ge­tir­miş­ler­di. Çünkü Türk­ler za­fer­den emin­di­ler. Os­man­lı ta­ri­hin­de ilk defa ko­mu­ta ka­de­me­si­nin aile­le­ri­nin önem­li bir bö­lü­mü de bu sa­vaş­ta ba­tı­lı­la­rın eline esir düş­tü­ler. II. Vi­ya­na Ku­şat­ma­sı’nın çe­şit­li bö­lüm­le­ri için ve­ri­len ra­kam­sal boyut içe­ri­sin­de Haçlı or­du­la­rı­na esir düşen Türk ka­dın­lar hiç­bir zaman yer al­ma­mış­tır. 1683’de Vi­ya­na, 1685’te Ne­uha­usel, 1686’da Ofen, 1687’de Mohaç, 1688’de Belg­rad, 1691’de Sa­lan­ka­men ve 1697’deki Zenta sa­vaş­la­rın­da çok sa­yı­da Türk ka­dı­nı esir ola­rak Al­man­ya’ya ge­ti­ril­di. Hatta Mer­zi­fon­lu Kara Mus­ta­fa Paşa’nın ha­re­min­de­ki kadın ve ço­cuk­lar­dan bir bö­lü­mü bile Nemçe as­ker­le­ri ta­ra­fın­dan esir edi­le­rek Al­man­ya iç­le­ri­ne da­ğı­tıl­dı. Türk esir­le­rin iz­le­ri sa­de­ce Hris­ti­yan edi­le­ne kadar takip edi­le­bi­li­yor. Hris­ti­yan ismi al­dık­tan son­ra­ki du­ru­mu hiç kimse bil­mi­yor. İnsan­la­rı rehin ola­rak ge­tir­mek 1680/90 yıl­la­rın­da çok ilgi çe­ki­ci bir olay­dı. Daha çok yük­sek rüt­be­li­ler ta­ra­fın­dan uy­gu­la­nır, ce­sa­ret ve zafer ala­me­ti ola­rak al­gı­la­nır­dı. O yıl­lar­da moda olan, eg­zo­tik şey­ler­le ev­le­ri­ni süs­le­me zih­ni­ye­tin­den Ori­ent’ten gelen canlı süs­ler dik­kat çe­ki­yor­du. Hris­ti­yan ol­ma­yan­la­rı din­siz, kafir gören Or­ta­çağ Hris­ti­yan­lı­ğı, re­hi­ne­le­re ki­li­se­de vaf­tiz ya­pa­rak on­la­rı din­siz­lik­ten kur­tar­mak için ge­tir­dik­le­ri­ni ifade edi­yor­lar­dı.
Di­ni­ni de­ğiş­ti­ren­le­re hemen va­tan­daş olma hakkı ta­nı­nı­yor­du. Ki­li­se araş­tır­ma­la­rın­da, ge­ne­alog yazı ede­bi­ya­tı ve “He­imat” kro­nik­le­rin­de çok zor şart­lar al­tın­da ya­pı­lan araş­tır­ma­lar­da bütün Al­man­ya’yı içine alan çok sa­yı­da Türk esi­rin ge­ti­ril­di­ği ışığa çı­ka­rıl­mış­tır. Sa­de­ce Kuzey Bav­ye­ra’da 80 bi­yog­ra­fi parça parça or­ta­ya çı­ka­rıl­dı. Bun­lar­dan %60’ı erkek, %40’ı kadın. Çok sa­yı­da Türk ço­cu­ğu ile il­gi­li ra­por­lar kısa ve ob­jek­tif ola­rak ar­şiv­ler­de yer alı­yor. Esir Türk ka­dın­la­rı için sa­de­ce vaf­tiz se­çe­ne­ği vardı.
Her ne­den­se Tür­ki­ye’de bizim za­ma­nı­mı­zın okul­la­rın­da bu acı ger­çek­le­re pek yer ve­ril­mi­yor­du. Biz­le­re sa­de­ce galip gel­di­ği­miz sa­vaş­lar övü­nü­le övü­nü­le an­la­tı­lı­yor­du. Ül­ke­miz Tür­ki­ye’de bir “Köy Ens­ti­tü­sü” Tarih öğ­ret­me­ni sözlü sınav için tah­ta­ya kal­dır­dı­ğı bir öğ­ren­ci­si­ne aynen şöyle bir soru yö­ne­ti­yor: “Ev­la­dım sen Pa­di­şah ol­say­dın; Ana­do­lu fa­kir­lik ve se­fa­let için­dey­ken, bur­nu­nun di­bin­de­ki Meis Adası du­rur­ken bunca mas­raf ya­pa­rak Vi­ya­na’ya doğru gider miy­din? “Öğ­ren­ci­nin ya­nı­tı tabii ki: “Hayır; git­mez­dim” olu­yor. Bu­ra­da öğ­ret­men öğ­ren­ci­si­ne sor­gu­la­ma­yı öğ­re­ti­yor. İşte ben bunun için “Köy Ens­ti­tü­sü” hay­ra­nı­yım; öyle ola­rak ta ka­la­ca­ğım.
Kalın sağ­lı­cak­la saygı değer oku­yu­cu­la­rım; bir son­ra­ki köşe ya­zım­da bu­luş­mak di­le­ğiy­le.

Azmi Durmuş
Azmi Durmuşazmidurmus@hotmail.de