SON DAKİKA

AV­RU­PA’DA TÜRK KA­DIN­LA­RIN ZO­RUN­LU VAFTİZ SE­ÇE­NEĞİ

Bu haber 09 Mart 2020 - 10:20 'de eklendi ve 695 views kez görüntülendi.

Dün­ya­da tarih ya­zı­lım­la­rı bir­çok ül­ke­de ne yazık ki, ta­raf­sız­lık­tan yok­sun; yani ülke le­hi­ne ge­li­şen olay­lar abar­tı­lı ve süs­le­ne­rek ya­zı­lı­yor; fakat aley­he olan­la­rın üze­rin­de pek du­rul­mu­yor. Ge­nel­de tarih öğ­ret­men­le­ri de ta­raf­lı ya­zı­lan ki­tap­la­ra bağlı ka­la­rak, olum­suz­luk­la­rı pas geç­mek zo­run­da ka­lı­yor. Ta­raf­sız araş­tır­ma­lar so­nu­cu gö­rü­lü­yor ki; ta­rih­te çok acı olay­lar da var. Os­man­lı­la­ra karşı sa­va­şan Av­ru­pa Or­du­la­rı çe­şit­li ül­ke­ler­den oluş­tu­ğu için, kay­be­di­len sa­va­şın so­nun­da esir edi­len Türk­ler bun­lar ara­sın­da pay­la­şı­la­rak, Av­ru­pa’nın çe­şit­li ül­ke­le­ri­ne da­ğı­tıl­dı­lar. Bun­lar­dan bir bö­lü­mü Hris­ti­yan ol­ma­ma­ya karşı di­ren­di­ler­se de, 16.​yy. Av­ru­pa’sın­da­ki din ve inanç hür­ri­ye­ti­ni dü­şün­dük­çe esir Türk ka­dın­la­rı için başka se­çe­nek yoktu. Ta­ri­hin tozlu say­fa­la­rı­nı ka­rış­tı­rın­ca, geç­mi­şin olum­suz bi­lin­me­yen­le­ri­ne ula­şı­yor­su­nuz. Nürn­berg ar­şiv­le­ri Fatma’nın hayat hi­ka­ye­si­ni de­tay­lı ola­rak açık­lı­yor. Fatma, doğum yeri Modon şehri ola­rak ka­yıt­la­ra geç­miş; peki Modon Şehri ne­re­de? Yu­na­nis­tan’ın Mora Yarım Adası’nda, aynı za­man­da bir kale idi Modon. Fatma 12 ya­şın­day­ken, Ve­ne­dik as­ker­le­ri 1686 yılı ba­şın­da Modon ka­le­si­ni fet­he­din­ce esir alı­na­rak İsviç­re’ye ge­ti­ri­lir. “Welsch di­li­ni” öğ­re­nen Fatma, Pom­mer’in ya­nın­da fazla kal­ma­yıp, çok se­vil­di­ği halde, yakın dostu Nürn­berg Alt­dorf Ünü­ver­si­te­si’nde İla­hi­yat pro­fe­sö­rü olan Dr. Jo­hann Fab­ri­ci­us’a tes­lim edil­miş­tir. 13-14 ya­şın­da olan Fatma’ya Al­man­ca­dan İtal­yan­ca­ya çev­ri­le­rek Hris­ti­yan dini öğ­re­til­me­ye baş­la­nır. Ar­şiv­le­re göre, Fatma’nın kendi is­te­ği üze­ri­ne “Kut­sal din Hris­ti­yan­lı­ğı kabul edi­yo­rum; vaf­ti­zim ya­pıl­sın” yaz­mak­ta. Fatma so­ru­lan Hris­ti­yan­lık­la il­gi­li 10 so­ru­yu İtal­yan­ca ola­rak doğru ya­nıt­la­dık­tan sonra Kat­ha­ri­na Aemy­lia adını al­mış­tır. Fakat yeni bir ha­ya­ta baş­la­ya­ma­dan, vaf­tiz­den bir­kaç hafta sonra vefat et­miş­tir. Bun­dan son­ra­ki başka ar­şiv­ler­de Fatma 2 ola­rak adı geçen Türk esi­rin bir pa­şa­nın kızı ol­du­ğu sa­nı­lı­yor. Hatta Sul­tan’ın to­ru­nu olma ih­ti­ma­li de yük­sek. Sulz­bach dü­şe­si Her­zog The­odor’un, “Dünya gü­ze­li bir kız. Ha­ya­tım­da hiç bu kadar güzel ve akıl­lı bir kadın gör­me­dim” de­di­ği Fatma, 22 ya­şın­da 1686 yı­lın­da Ofen şeh­ri­nin fet­he­dil­me­siy­le Ge­ne­ral Markg­raf Her­mann von Baden’in eline esir düş­müş­tür. Hemen Hris­ti­yan­laş­tı­rı­lan Fatma, Maria Anna Augus­ta Co­les­ti­na adını alı­yor. Nasıl ol­du­ğu tam bi­lin­me­se de ölün­ce­ye kadar Fatma is­mi­ni de kul­lan­mış; hatta önem­li ev­rak­la­rı im­za­lar­ken de bu ismi kul­lan­mış­tır. Fatma ile il­gi­li ka­yıt­la­rı ki­li­se ar­şiv­le­rin­den takip etmek müm­kün. Esir ola­rak gelen bin­ler­ce Türk ka­dı­nı­nın ka­de­ri­ne Fatma da ortak oldu.
Kilise ka­yıt­la­rın­dan gü­nü­mü­ze ula­şan­lar:
Er­lan­gen Üni­ver­si­te­si pro­fe­sör­le­rin­den araş­tır­ma­cı ta­rih­çi Hart­mut Hel­ler’in yap­tı­ğı ça­lış­ma­lar­la il­gi­li ol­duk­ça ob­jek­tif ola­rak ver­di­ği Bav­ye­ra’daki Türk esir­le­ri ile il­gi­li bil­gi­ler gü­nü­mü­ze şöyle ula­şı­yor; Merve 1693 yı­lın­da Nürn­berg Se­bal­dus ki­li­se­sin­de vaf­tiz ya­pı­la­rak Hris­ti­yan­laş­tı­rıl­dı. Türk su­ba­yı Halil’in kı­zı­dır. Baron von Blum­berg ta­ra­fın­dan rehin alı­na­rak ge­ti­ril­miş­tir. Habba: Bir Türk kap­ta­nı­nın ka­rı­sı, Ma­ca­ris­tan’da Gross­var­de­in’de Ha­upt­mann Se­ider ta­ra­fın­dan rehin alı­na­rak Bay­re­uth’e ge­ti­ri­lip, ora­dan Kulm­bach’ta bu­lu­nan, Von Sc­hön­bock adın­da bir ka­dı­nın ya­nı­na ge­ti­ril­miş­tir. Kader: Er­lan­gen ya­kı­nın­da bu­lu­nan Pro­tes­tan Un­ten­re­uth ka­sa­ba­sın­da ki­li­se ki­ta­bın­da şöyle ya­zı­yor: 3 – 4 yaş­la­rın­da olan Kader, ba­ba­sı Belg­rad’da şehit dü­şün­ce ya­nın­dan alı­na­rak esir edi­lip ge­ti­ril­miş. Daha son­ra­ki geç­mi­şi bi­li­ne­mi­yor. Kader’in Hris­ti­yan ola­rak ye­tiş­ti­ril­di­ği be­lir­ti­li­yor.
Ya­zı­mın ba­şın­da da be­lirt­ti­ğim gibi, ta­rih­te çok acı olay­lar da var; ancak bu olum­suz­luk­lar biz öğ­ren­ci­le­re okul yıl­la­rı­mız­da her ne­den­se öğ­ret­me ge­re­ği du­yul­ma­dı. Oysa ta­rih­ler daha ob­jek­tif ya­zı­la­rak gü­zel­lik­le­riy­le olum­suz­luk­la­rıy­la öğ­re­til­me­li; bu­nun­la da öğ­ren­ci­le­re sor­gu­la­ma, ir­de­le­me ola­na­ğı ve­ril­me­li; ez­ber­den ka­çı­nıl­ma­lı yoksa in­san­la­rı­mız, geç­miş­ten ders alıp, ge­le­ce­ğe gü­ven­le ba­ka­maz; diye dü­şü­nü­yo­rum. As­lın­da eği­tim sis­te­mi kök­ten de­ğiş­ti­ril­me­li; uy­gu­la­ma­lı ve üre­ti­me dönük de­ney­li, la­bo­ra­tu­var­lı, araş­tır­ma­lı sis­tem ge­ti­ril­me­li; işte o zaman eği­tim ta­dın­dan yen­mez olur; her öğ­ren­ci ders­le­re se­ve­rek ka­tı­lır, okul­la­ra olan ilgi daha da artar; öz­gü­ven olu­şur.
Kalın sağ­lı­cak­la; saygı değer oku­yu­cu­la­rım, bir son­ra­ki köşe ya­zım­da bu­luş­mak ümi­diy­le.

Azmi Durmuş
Azmi Durmuşazmidurmus@hotmail.de